8 yaşındaki Elif Bülbül ve 11 yaşındaki Mehmet Bülbül, Berlin Film Festivali Generation bölümünde yarışacak olan Mommo filminin küçük yıldızları. Filmin yönetmeni Atalay Taşdiken ile birlikte Konya’nın Hüyük ilçesinde onları ziyaret ettik. Filmin çekildiği Çavuş köyüne gittik. Hiç sinemaya gitmemiş olan Elif ve Mehmet, Berlin’deki galaya davetli.
Önce biraz coğrafya: Konya’dan Beyşehir yönüne doğru çıkıp çamların arasından kıvrılan güzel bir karayolundan 150 kilometre kadar güneye iniyorsunuz. Hüyük ilçesine varıyorsunuz. Orada, yetenekleri de gözleri gibi pırıl parlayan iki küçük yıldız yaşıyor. 5 - 15 Şubat tarihleri arasında beş gün boyunca Berlinale’ye konuk olacak, filmlerinin galasına kırmızı halı üzerinden yürüyerek girecekler. Şubata dek anne ve babaları onlara sinemaya götürmezse eğer, ilk deneyimlerini Berlinale’de yaşayacaklar!
Yerel ağızda, öcü, umacı anlamına gelen
Mommo’yu ataları bu köyden gelen, yazlarını burada geçiren Atalay Taşdiken yönetti.
Mommo’nun ne kadarı gerçek ne kadarı kurmaca?
Çocukken tanık olduğum bir olay. Başı sonu aynı. Ama kardeşler arasındaki ilişkiye tanık olmadık tabii, o hayalimde canlandırdığım bir şeydi. Çocukları civar köylerde aradım. İstanbul’dan oyuncu önerenler, ‘Kameraya alışkın olmayan çocuklar seni zorlar, oyuncu koçu götür’ diyenler oldu. Kabul etmedim. Koçla o çocuklar arasında bir mesafe olacaktı. O toprağa ait, o dili konuşan çocuklar olmasını önemsedim.
Ailelerin rıza göstermesinde hemşeriliğin yararı dokundu mu?
Çok yararı oldu. Çavuş ve Hüyük belediye başkanları arkadaşlarım, oranın kanaat liderleri...
Çocuklar mommonun varlığına gerçekten inanıyor ve ondan korkuyorlar mıydı?
Evet! Bu yalnızca onların değil benim de bir korkumdu. Çok insanda gözlemledim. Çocukluktaki korkular kalıcı oluyor. Çocukları korkuyla büyütmemeli.
Onlara mommo diye bir şey olmadığını anlattınız mı? Ambar deliğinden gerçekten korktular mı?
Anlatmaya çalıştım ama korkularını giderebildiğimi sanmıyorum. O sahnelerde gerçekten korkmadılar. Tamamen oyunculuk başarısı!
Canlandırdıkları çocukların durumunu anlatabildiniz mi?
Zorlansam da anlatabildiğim şeylerin karşılığını aldım. Aksesuar sorumlusu Özge ile Elif, kolay tanık olamayacağımız bir aşk yaşadı. Özge ilişkisiyle Elif’i yönlendirdik.
Çocuklar senaryoda değişikliğe yol açtı mı?
Bazı sahneleri çıkardım, orada yeni sahneler yazdım. Elif bana birkaç sahne yazdırdı. Finalden bir önceki sahne örneğin... Set hazırlanırken bana bir ağlama krizi geldi. Çok utandım. Görüntü yönetmeni ve ziyarete gelen bir arkadaşım gelip beni marke etti.
Elif, babası rolündeki Mustafa Uzunyılmaz’ı da ağlatmış. Deneyimli Uzunyılmaz çocuklardan çok iyi oyun aldığını da söyledi...
Birlikte ilk sahnelerinde Elif’in babasına bir hitabı vardı. Çekince Mustafa’ya koştum paylaşalım diye... Evin yanındaki bulgur atölyesine girmiş ağlıyor. Elif’in ona bakışı kendi deyişiyle Mustafa’yı ‘duman etmiş’. Elif ile sahnelerinde kendini korumak, ağlamamak için hiç gözlerine bakmadı.
Çocuklar ücret karşılığı mı oynadı? Ailelerin talebi oldu mu?
Aileleri bir talepte bulunmadı. Ama ben çocukların emeğinin karşılığını vereceğimi söyledim. ‘Yeter ki güvenilir insanların yanında bulunsunlar’ dediler. Ama ücreti ödedim. Film inşallah ticari karşılığını bulur, onlar için daha fazlasını da yapabilirim.
Berlin’de yarışacak bir filmin başrol oyuncuları olduklarını algılayabildiler mi?
Çocuklar algılayamadı tabii, anne ve babaları da bizim gibi algılayamadı. Bir Almanya’ya gitme meselesi var onlar için.
Elif’le Mehmet’in oyunculuğa devam etme şansı var mı?
Kesinlikle etsinler isterim, böyle bir şansları olabilir. Ama yaşadıkları bölgede değil. Belki İstanbul’a gelerek... Ama en son isteyeceğim şey oyunculuğun büyüsü, ticari getirisi gibi değerlerle bugünkü gerçekliklerinden uzaklaşmaları... Kendimde vebal duyar ve üzülürüm doğrusu. Onları korumak için elimden geleni yaparım. Velileriyle de konuştum. Teklif gelirse bana danışmalarını rica ettim.
Hüyük Nire Berlin Nire! Öyle demeyin! Artık Hüyük nire Berlin ora! Berlin Film Festivali’nde Kate Winslet ve Ralph Fiennes’ın başrollerini paylaştığı
The Reader gösterilecekse Elif ve Mehmet Bülbül’ün başrollerini paylaştıkları
Mommo’da gösterilecek!
Kahverengi kuşakta Hüyük’ten başka nereleri gördün?
Konya’ya, Beyşehir’e, İstanbul’a gittim. Daha değişik yerlere Eskişehir’e, Kütahya’ya da gittim.
Dünyada gezip görmek istediğin yerler var mı?
Bütün ülkelere gitmek isterim.
Bir günün nasıl geçiyor?
Sabah elimi yüzümü yıkıyorum. Kahvaltımı yapıyorum. Üstümü giyiyorum. Okula gidiyorum. Dersler bitince eve geliyorum. Yemeğimi yiyorum. Tekrar okula gidiyorum. Okul çıkışı eve gelip derslerimin yarısını yapıyorum. Az bir kitap okuyup test çözüyorum. Ödevlerimin kalan yarısını yapıp oyunlar oynuyorum.
Hangi oyunu seviyorsun?
Bilgisayar oyunu seviyorum. Televizyon izliyorum.
Kurtlar Vadisi, tabii ki sekizde başlayanı, özetini izliyorum. En çok sevdiğim dizilerden biri
Arka Sokaklar. Büyüyünce ne olmak istediğine karar verdin mi?
Daha karar vermiş değilim ama öğretmen olmak istiyorum. Lise öğretmeni de olabilir üniversite de...
Okul dışında neler yapıyorsun?
Karate yapıyorum. Şu anda kahverengi son kuşaktayım. Siyaha geçeceğim. Geçen sene satranç dalıyla uğraşıyordum. Bu sene etütlerim yüzünden vaktim olmadığı için gidemiyorum. Çok üzgünüm. Seneye inşallah gidebilirim.
Sette nasıl çalışıyordunuz?
Genellikle erken başlıyorduk. Duruma bağlıydı. Sahne kuruluncaya kadar biz provalarımızı yapıyorduk. Daha sonra çekime gidiyorduk. Bazen oluyordu bazen olmuyordu. Tekrarlar yapıyorduk. Sette en sevdiğimiz kişi Özge Ablaydı.
Böyle bir filmde oynamak neler değiştirdi senin için? Kendini değişmiş hissediyor musun?
Hayır, hissetmiyorum. Filmin nasıl çekildiğini öğrendim. Zor ve kolay yönleri oldu. Zor yönlerinden örnek verebilirim. Gece saat üç - dörtlere kadar süren çekimlerimiz oldu. Kolay yönleri ise tek bir kere çekerek bitirdiklerimiz.
İleride yeniden filmde oynamayı düşünür müsün?
Neden olmasın, düşünürüm.
Hiç televizyonda Berlin gibi film festivallerinin galalarını, törenlerini, kırmızı halı yürüyüşlerini izledin mi?
Evet, izledim. Biraz heyecanlıyım. Oyuncular sahneye çıkıyor. Onlara ödülleri, daha değişik plaketler veriliyor.
Sahneye çıktığında bir şey söylemek ister misin?
Teşekkür etmek istediğim birileri var. Yönetmenime, ekibime, filmde oynayan bütün oyunculara teşekkür etmek isterim. Bize destek çıktılar.
Uçaktan korkuyorum Elif, nasıl geçiyor günlerin?
Yedi buçukta kalkıyorum. Giyindikten sonra çantamı kontrol edip okula gidiyorum. Sonra dersimizi yapıyoruz. Zil çalıyor, teneffüse çıkıyoruz. Öğleyin eve gelip yemek yiyorum. Öğleden sonra okula geliyorum.
Hangi dersi seviyorsun?
Hayat Bilgisi.
Derslerine kim yardım ediyor?
Evde annem yardım ediyor. Ödevlerimin yarısını yapıp anneme kontrol ettiriyorum. Sonra devam ediyorum.
Okuldan çıkınca neler yapıyorsun?
Eve gidiyorum, biraz dinleniyorum. Derslerimi yapıyorum.
Eğlenmek için ne yapıyorsun?
Oyun oynuyorum, bazen dışarıda bazen evde. Arkadaşlarımla saklambaç oynuyoruz, ip atlıyoruz, seksek çiziyoruz. Sonra okulun önünde bir park var, oraya gidip sallanıyoruz.
Televizyon izliyor musun?
Bazen. Ödevlerimi bitirdikten sonra. Çizgi film olursa çizgi film izliyorum. Müzik dinliyorum.
Arka Sokaklar’ı seviyorum.
Hiç Hüyük’ten başka bir yere gittin mi?
Bir kere Atalay Abi bizi Beyşehir’e balık yemeye götürdü.
Almanya’ya gideceğin için heyecanlı mısın?
Evet ama uçağa binmekten korkuyorum. Hiç binmedim çünkü.
Berlin’de ne giymek istiyorsun?
Etek.
Ne renk olsun?
Pembe.
Sahneye çıkınca kime teşekkür etmek istersin?
Seyircilere.
Bir daha filmde oynamak ister misin?
Evet.
En çok nede zorlandın?
Ağlamakta.
Nasıl yaptın peki?
Sahiden ağladım.
Nasıl yapılıyordu çekimler?
Set iyi geçiyordu. Film çekmeden önce sahnelerimizi çok çalışıyorduk. Sonra çekiyorduk.
Sana en çok kim yardım etti?
En çok Özge Ablam beni çalıştırıyordu. Osman Abim sabahları beni alıp sete getiriyordu. Bazen akşam da çalışıyorduk.
Filmde saçın kesildi, hiç üzülmedin mi?
Hayır. Böyle seviyorum.