




Türkiye’de ilklere imza atan tenisçi İpek Şenoğlu, geçen hafta Wimbledon’da üçüncü tura kadar mücadele etti ve dünya sıralamasında 60’ıncılığa yükseldi. Şenoğlu bundan dört yıl önce Wimbledon elemelerine katıldığında herkesten imza istediğini anlatırken ‘Şimdi benden imza istiyorlar’ diyor
İpek Şenoğlu, tenis raketini eline aldığında beş yaşındaydı. Bugün 30’unda geldi ve geçen hafta Wimbledon Tenis Turnuvası’nda bir Türk tenisçi olarak ilk kez korta çıktı... Çift bayanlarda turnuvaya üçüncü turda veda etti ama WTA (Women’s Tennis Association) dünya sıralamasında bin 500 sporcu arasından kendisinin tahminine göre (kesin sonuç pazartesi günü açıklanacak) 58 ile 62 arasında bir konuma yükseldi... Bu da Türkiye’de bir ilk. Yıllardır gönül verdiği spor için sponsor, turnuvalara katılmak için vize ile otel rezervasyonu gibi pek çok meseleyle uğraşan İpek Şenoğlu, emeklerinin meyvelerini toplamaya başladı. Halen yılın 30 haftası yurtdışında turnuvalarda mücadele eden Şenoğlu bakın neler anlatıyor...
Bireysel spor dallarında altın ya da gümüş madalya alınır başarı anlaşılır. Peki teniste WTA’da 60’ıncı sıraya yükselmek ne demek?
Dünyada milyonlarca insan profesyonel tenis oynuyor ama ilk bin 500’ü sıralanıyor. Dünya’da ilk 60’da olmak demek, en büyük turnuvalara katılıyor olmak, orada da başarılı olmak demek. Türkiye’de tenis adına, bir kadın adına ilk.
Siz tenise ilk başladığınızda doğru düzgün kort bile yoktu değil mi?
Eskişehir’de büyüdüm. Orada kapalı kort yoktu, kışın kar yağdığı için ailem beni antrenman için her hafta sonu İstanbul’a getirirdi. O günlerim dün gibi aklımda. Nereden nereye...
Yıllarca sponsor aradınız, turnuvalara katılmak için otel ve yol paranızı cebinizden ödediniz, antrenman için Eskişehir-İstanbul arasında mekik dokudunuz. Çok emek verdiniz tenise değil mi?
Evet ama hayatta emeksiz hiçbir şey olmuyor ki. Beni bu spora devam ettiren şey inatçılığım. Eğer bir şeyin yapılabileceğine inanıyorsam, başkaları inanmasa bile, inatla yoluma devam ederim.
ZORLUKLAR BENİ HIRSLANDIRDI
Bir Avrupa ülkesinde doğmuş olsaydınız, kariyeriniz daha değişik olur muydu?
Belki orada milyonlarca tenisçiden bir tanesi olacaktım ve belki bu zorluklara karşılaşmadığım için savaşma mücadelesi vermeyecektim ve benim için sempatik bir iş olmayacaktı. Zorluklar beni hırslandırdı.
Siz ABD’de okurken vatandaşlık teklif etmişlerdi.
Üniversitede çiftlerde bir numara, teklerde ilk 15 içindeydim. Bu teklif yapıldığında, eğer benim gibi herkes Amerika’ya giderse ne olacak diye düşündüm. Buradaki zorlu ve meşakkatli bir yol ama birilerinin de bu yollarda cesaret edip yürümesi lazım ki bir yerlere gidelim değil mi? İnternet siteme haftada 100 kişi mesaj yazıyor ve ‘İpek Abla ben de senin gibi olmak istiyorum, ne yapabilir?’ sorusunu soruyor. Eğer bu soruyu sorduruyorsanız bütün o zorlukları unutuyorsunuz.
YENİ HEDEFİM İLK 30
Şimdi hedefiniz nedir?
Geçen yıl haziran ayında Garanti Koza ile bir yıllık sponsorluk anlaşması yapmıştım, hedefimi sorduklarında ilk 50’ye girmek demiştim. 60’a kadar geldim, yeni hedefim ilk 30’a girmek, Wimbledon’da yarı final ve final oynamak.
Kaç yaşına kadar oynayacaksınız?
Ben çiftlerde oynuyorum. Şu an 30 yaşımdayım, bütün emeklerimin karşılığını alacağım dört yıl içine giriyorum. Korta her çıkışımda yaşadığım heyecanı hissettiğim sürece oynayacağım. Halen çocuk gibi heyecanlanıyorum ama artık o heyecanı kontrol edebiliyorum.
Bırakınca ne yapacaksınız?
Gençleri yetiştireceğim. İpek Şenoğlu Tenis Vakfı ve İpek Şenoğlu Tenis Akademileri kurmak istiyorum. Vakıfta ücretsiz eğitimle tenisten aldıklarımı yine tenise vermek istiyorum.
Venus’e neden hayran olayım?
Sizi izlemeye gelen hayranlarınız var mı?
Var. Bir kısmı yurtdışındaki turnuvalarıma geliyor, bazıları doğum günümde çiçek gönderiyor. Tenis dışında da hayran olanlar var. Bazıları tanışmak için mailler atıyor ama orada bir mesafe koymak durumundayım. Hangi biriyle tanışayım?
Peki sizin hayran olduğunuz bir tenisçi var mı?
Steffi Graf idi, çünkü onu izleyerek büyüdüm. Benim hayran olmam biraz zor. Biraz seçiciyim, sadece iyi tenis oynuyor diye hayran olmam. Hayattaki duruşu da benim için önemli. Şu an insanların hayran olduğu Venus Williams ile antrenman yapıyorum. Onları hayran olarak görürsem onlara karşı maç kazanmam çok zor.
Arkadaş mısınız?
Serena ile pek muhabbetim yok ama Venus ile alışverişten İstanbul’a her şeyi konuşuyoruz.
Yaşadığınız ilginç anı var mı?
Wimbledon’a ilk gittiğimde dört yıl önce imza alıyordum tenisçilerden. Düşünsenize televizyonda gördüğünüz insanlarla aynı yerdesiniz. Dört yıl sonra ise siz imza veriyorsunuz.
15 yıldır ne var ne yok tenis için harcıyorum
Sizin yıllardır sponsor aradığınızı biliyoruz. En son banka kredisi çekerek turnuvalara katıldığınıza ilişkin haberler çıktı.
Son bir yıldır sponsorum vardı. Wimbledon’a kredi alarak gitmedim. Evet iki yıl önce kredi çektim bankadan. Bu gerçekten çirkindi, neden kredi alayım, neden kredi alarak spor hayatıma devam etmek zorunda kalayım? Sponsorluk görüşmelerim devam ediyor.
Bugüne kadar tenis için harcadığınız paraları üst üste koysanız ne olurdu?
Bir dağ olurdu (gülüyor). Bir daha çalışmak zorunda kalmazdım. 15 yıldır ne var ne yoksa ben ve ailem tenis için harcadık.
Tenis çok estetik bir spor kortta dans eder gibiyiz
Tenis oynayan kadınların hepsi neden sizce güzel kadınlar?
Güzel kadınlar mı? Hiç böyle düşünmemiştim. Hepsi güzel diyemeyeceğim ama...
Mesela Serena Williams. Kol ve bacak kaslarını o kadar geliştirmiş ki ama kortta çok güzel görünüyor.
Belki tenisin estetikliği kadınlara güzellik katıyor. Kıyafetleriniz, güneş altında oynandığı için teniniz yanık, kalın ya da ince olabilirsiniz ama fitsiniz. Tenis çok estetik bir spor, sanki kortta dans ediyorsunuz. Kortta hem feminen hem de mücadele eden mert bir kadın var.
Yıllarca ‘İpek tombik, porcu olamaz’ dediler
Kortta desibel sınırlandırması var...
Bağırma olayı mı? Benim konsantrasyonum bağırmamak (gülüyor).
Karşınızdaki bağırdığında rahatsız oluyor musunuz?
Olmuyorum çünkü kortta başka bir alemdeyiz. Oooo onun bağırmasını dinlesem arkadaki seyircilerin söylediklerine ne diyeyim? Rakibinizi desteklemeye gelmişler, top almaya gittiğinizde ‘Hiç şansın yok, bittin’ gibi daha neler söylüyorlar.
Özellikle kadınlar, tenis maçlarında selülit kontrolü yapıyor adeta...
Herkesin selüliti var, çok normal. Önemli olan duruşunuz. Kadınlar çekemeyince söylüyorlar işte. Benim çok fazla yakın erkek arkadaşım var. Onların kız arkadaşları ‘Sporcu ama güzel değil, kilolu’ gibi şeyler söylüyordu.
Şu an zayıfsınız. Nasıl verdiniz kiloları?
Biraz daha kilolu olduğum yıllarda ‘İpek tombik bundan sporcu olmaz’ diyorlardı. Beni Türkiye’de yenen yok, niye bunu söylüyorsunuz. Bunları kafaya takınca zaten kilo veremiyorsunuz. Belli bir yaşa gelince ‘Başlarım tombikliğe, Türkiye’de benim yaptığımı yapan kadın mı var?’ dedim. Her şeyi yiyorum ama... Boyum 1.80, 67 kiloyum.
İNCİ DÖNDAŞ
idondas@stargazete.com