ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Her kim ki konuşur değildir - GAZETE YAZARLARI

Her kim ki konuşur değildir  


  

Salı akşamı “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı”nın iftar dâvetindeydim. Bu vakıf, biliyorsunuz, Gülen Cemaatinin bir örgütüdür. Böyle olduğu içindir ki asıl amaç tabii iftar filan değil ülkeyi nasıl pençemize geçirebiliriz başlıklı gizli planlar üzerinde son rötuşları yapmakdı. Şübheyi celbetmemek için iftar bahânesi arkasına sığınılmışdı. Ben komplonun aslî üyesi olmamakla berâber “pençeye ülke geçirme” alanındaki engin deneyimlerimden yararlanılması için dâvetliler listesine alınmışdım. Böyle isâbetli bir karâr alan organizatörleri doğrusu çok takdîr etdim. Orada esas konuşulanları ifşâ etmeğe elbet mezun değilim. Çünki başkaları öğrenirse işin sürpriz etkisi kalmaz. O zabıtlar belki “ülke ve devlet” ele geçdikden, yâni iş işden geçdikden sonra kamuoyuna duyurulacakdır. Asıl gizli maksadın maskelenmesi için “Renklerin Ortak Dili” adlı bir optik ve akustik sunum da düzenlenmişdi. O kadar ustaca hazırlanmışdı ki bunun bir aldatmaca olduğunu hattâ Hanefî Avcı’nın hocaları dahî farkedemezlerdi. Gösteride pek çok değişik dinden ve inançdan en üst düzey temsilcilerin ortak mesajı, “öteki”ne saygı ve sevgi fikri işleniyor ve bunun için de en başda insanların birbirleriyle konuşması gereği vurgulanıyordu. Eğer konuşulursa o zamâna kadar bir “canavar” olarak gördüğümüz şahısların da gerçekde bizler gibi birer insan olduklarını idrâk edebilecek ve onlara muâmelemizi bu yeni “idrâk” temelinde değiştirebilecekdik.

Tuhafdır, bu şâyân-ı dikkat iftar buluşması bana kısa süre önce edindiğim başka bir tecrübeyi hatırlatdı:

Bir meseleyi görüşmek üzere İSAM (İslâm Araştırmaları Merkezi)’nin Bağlarbaşı’ndaki binâsına gitmişdim. Yöneticiler haftada yedi gün 23.00’e kadar hizmet veren ve özellikle sosyal bilimler alanında tezler hazırlayan seçkin talebelere yönelik (son derece modern!) çalışma salonlarına müsbet ilimler alanındaki gençlerden de büyük rağbet olduğunu anlatdılar. Orada çalışan araştırmacıların hem “muhâfazakâr” hem de “ilerici” (ne demekse!) kesimlerden olması benim de dikkatimi çekmişdi. Bu ikinci grupdan çok şık bir genç hanım Müdür Yardımcısı Mustafa Birol Ülker’e şöyle demiş:

“Siz burada iki ayrı âlemi buluşturup konuşturuyorsunuz.”

Orada da tanışıp karşılıklı saygıyı sağlama aracı “konuşmak”!

Ülkeyi “gerçek sâhibleri” üniformalı ve üniformasız şeylerin elinden sökerek “bidon kafalı ve hatır hutur göbeğini kaşıyan” ayaktakımı şeylere tevdî yolundaki şeytânî planlara son şeklinin verildiği o iftar akşamı ben bir de 20. Yy.’ın belki en büyük Alman şâiri Gottfried Benn (1886-1956) tarafından yazılmış “KOMMT!” (Gelin!) adlı şiiri hatırladım.

Ana fikri en ümidsiz anlarda bile birbirleriyle konuşmanın insanları felâha götüreceğidir.

Son dörtlüğü şöyle:

“und schon so nah den Klippen,

du kennst dein schwaches Boot -

kommt, öffnet doch die Lippen,

wer redet, ist nicht tot.”

Türkçe yazsaydı belki şöyle derdi:

“Ve kayalıklar öylesine yakın,

Filikan tayfunda bir rüzgârgülü.

Konuş, kilitli kalmasın dudağın!

Her kim ki konuşur değildir ölü!”



Paylaş



Tarih: 3 Eylül 2010 Cuma, 00:05

Yazarın Son 10 Yazısı  

Yazarın Son 10 Yazısı

• Kapıları aralık bırakmak 1 Eylül 2010 Çarşamba
• Kimse kıvırtmasın! 31 Ağustos 2010 Salı
• Dakıyka bir faul bir 27 Ağustos 2010 Cuma
• Büyük dip dalga 25 Ağustos 2010 Çarşamba
• Zilletden millete! 22 Ağustos 2010 Pazar
• Kimseye etmem şîkayet 20 Ağustos 2010 Cuma


İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

yazı dizisi: Anayasa Paketi

MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/Ulke_468x60.swf','468','60']
['http://91.93.103.35/reklam/ajanda.swf','220','90']

SİTEDE ARA