Alanya’da sadece plajlarda değil kentin içinde de mayoyla dolaşan
turistler belediye meclisinde tartışma konusu olmuş.
Bazı üyeler
‘ramazan ayı olduğu için etkileniyoruz, bu kişiler belediye tarafından daha edepli dolaşmaları konusunda uyarılmalı’ demiş.
Sonra bu işin yasakla olamayacağı ve asıl uyarının tesis sahipleri tarafından -ve usulünce- yapılmasının daha yerinde olduğu konusunda fikir birliğine varılmış.
Bana kalsa haber değeri bile taşımayan gayet olağan bir tartışma bu. Bırak ramazan ayını, sair zamanlarda bile insanların varla yok arası bikinilerle kent merkezinde dolanması
abes bir davranış.
Sadece Alanya’da değil Paris’te de şehir merkezinde o kılıkta dolanana ‘oha’ diyen birileri çıkar. Hatta polis tarafından derdest edilip nezarete atılırsa şaşırmamak gerekir.
Ama bizim memlekette -dünyanın en muasır medeniyetiyiz ya- bu tarz konular
‘bak dememiş miydim, şeriatı usul usul getiriyorlar’ tadında bir patırtı başlatmak için bulunmaz fırsattır.
Radikal’deki haberin altına yazılmış bir okur yorumu da bu ‘çağdaş’ refleksi gayet net yansıtıyor zaten:
‘oruç tutmanın arkasındaki mantık insanların oto kontrolünü geliştirmeleri değilmidir? bikiniyle dolaşan turist bayanları uyarmak yada kapamak yerine en azından bu süre içinde bir erkeğin kendini kontrol etmesi bu kadar mı zor!!’
Birine alenen küfür edip sonra da
‘ne gocunuyorsun’ demek kadar samimiyetsiz bir láf bu.
Bir kere cinsel dürtüler insanın iradesine bağlı değildir. Bilinç düzeyinde kendini ‘etkilenmiyorum’ diye kandırmaya çalışsan da alt benliğin hangi uyarana ne tür tepki vereceğini senin ezber dağarcığına sormaz. Bal gibi de etkilenirsin.
Dindarsan da etkilenirsin dinsizsen de, erkeksen de kadınsan da, hatta bir ayağı çukurdaki ihtiyarsan da etkilenirsin.
Velev ki hayatının her aşaması cinsel doyum içinde geçmiş olsun, gene de etkilenirsin.
Tabii bu ‘etkilenme’ sözcüğüyle sadece ereksiyon türünden bir uyarılmayı kastetmediğimi arif olan anlamıştır.
İleri yaşlarda beden ufak ufak çaptan düşer ama ruh halen dipdiri ayaktadır. Yüz yaşına gelsen de karşı cinsten bir biçimde hoşlanır ve içten içe yoksunluk duyarsın.
* * *
Birey, sadece ‘din devletinde’ değil modern toplumda da kamuya ait alanlarda -o toplumun normallerini esas alarak-
örtünür.
Bu örtünme, sadece üşümemek için değildir. Keza dünyamız da devasa bir nüdist kampı değildir. Yaz sıcağı kavururken bile usulünce örtünürsün.
Yatakta, plajda, mayo defilesinde, hamamda gayet doğal sayılan çıplaklık başka yerlerde edepsizlik göstergesi olarak algılanabilir.
Sadece Afganistan’da değil, İsveç’te de sokağa çıkarken
giyinir insanlar.
Sadece giyinmekle kalmaz, cinsel davet olarak algılanabilecek davranışlardan da kaçınır.
Toplumsal alanı paylaştığımız diğer insanlara ve onların hukuklarına saygıdan dolayı yaparız bunu, yobazlıktan değil.
Kendimiz çarşaflı ya da haşemalı kadından rahatsız olurken oruç tutan Müslüman’ın sokakta üryan dolaşan kadından rahatsız olmaya hakkı olmadığını düşünmek şımarıklıktır.
Kaldı ki bundan rahatsız olmak için ille de dindar olmak gerekmez. Bir zındık olarak ben de rahatsız olurum.
En azından içimdeki seks yapmak isteyen hayvana o an ket vurmak için harcadığım efordan ötürü yorulurum.
Nasıl ki susamış birinin karşısında haşır huşur limon yediğinde onun tükürük bezlerinin istem dışı çalışmasına neden olursan, herkesin aynı derecede çıplak olduğu plaj ortamında tuhaf kaçmayan bikini ya da slip mayo sokakta bakkalda lokantada tahrik (ve taciz) unsuruna dönüşür.
Erkeklerin ceketli kravatlı olduğu ofis ortamlarında kimi kadınların, sıcaktan bunalmak sadece onlara özgü bir sorunmuş gibi, açık saçık askılı bluzlarla oturması ve eğildiklerinde sadece memelerinin çatalını değil neredeyse göbeklerini sergilemesi de hem terbiyesiz hem de saldırgan bir davranıştır.
Bu çiğliği
‘amaaan ööööf, onlar da bakmasın’ gibi daha da çiğ bir çıkışla mazur göstermeye çalışmak ise kabahatin üzerine tüy dikmektir.
* * *
Bir şey söyleyeyim mi sevgili okur?
Eskiden ‘ayıp olmasın’ diye sokakta yanımdan geçen kadınlarla göz göze gelmekten bile kaçınırdım.
Aslında hálá öyle yapıyorum.
Ama artık bu tarz
‘sermayesini gözüme sokan’ dekolte kadınlar gördüğümde inadına bakıyorum. Hem de dosdoğru memelerine.
Hayır, yaşım ilerledikçe azdığım falan yok.
Abazan da değilim.
Rahatlık ile saygısızlık arasındaki farkı ayırt edemeyen terbiyesi kıt insanların bu gibi saldırgan tavırları karşısında artık daha fazla alttan almak istemiyorum, durum bu.
Hem en savunmasız dürtülerimle keyfince oynayacak, hoyrat davranacak, hem de nereye bakıp nereye bakmayacağımın sınırını kendisi çizecek.
Kusura kalmasınlar ama ben bu saldırıya direnmeye karar verdim.
Sokak ortalarında diğer insanların değer yargılarını ve en insanî dürtülerini hiçe sayarcasına cinsel fetiş edasıyla dolanan ve bundan etkilenenleri ‘hanzolukla/yobazlıkla’ suçlayan terbiyesizlere ve çağdaşlık adına bunun avukatlığını yapan ezberci hödüklere inat, bundan sonra da sokakta gördüğüm teşhircilere o şekilde bakmaya devam edeceğim.
Rahatsız oluyorlarsa onlara gayet makul bir önerim var:
Daha edepli giyinsinler.