Televizyonda izliyorum... Arabsat üzerinden yayın yapan bi Amerikan haber kanalından..
Bakabah Irak..
Kadınlar hapishanesi...
Demir parmaklıkların arkasından genç bi anne, kız kardeşi ve bir yaşındaki oğlu bakıyorlar boş gözlerle..
Tam o sırada bi Amerikalı asker geçiyor önlerinden. Anne oğluna sesleniyor, gülerek:
‘Abut, söyle şu herife salıversinler bizi...’
Kadının adı İkran... İki kızını canlı bomba olarak pazarlamış.
İkran anlatıyor:
‘Maskeli adamlar geldi, mahalleyi ele geçirdi... Bizim gecekondunun kapısına dayandı... Benim iki yetişkin kızım daha vardı... bize para önerdiler... Dünya kadar para.. Benim kızlarım, Saime’yle İlaf kabul etmedi.
‘Asma dedi ki: ‘Hayat bize Allah’ın armağanı..’
‘Adamlar hem paranın miktarını arttırdı hem de tehdit etmeye başladı: ‘asarız, keseriz..!’ diye.
‘Bunun üzerine benim kızlar gitti, iki arkadaşını getirdi... Yanlarında da babaları. Adam parayı aldı. Maskeli adamlar da kızları alıp götürdü..’
Pakistan’dan, Ortadoğu’ya, Afganistan’dan Uzakdoğu’ya ‘canlı bombaların’ sayısı artmaya başladı. Bu yıl sekiz kadın canlı bomba, 200 kişinin ölümüne neden oldu.. Bunlar sivil... Kadın, erkek, çoluk, çocuk..
El Kaide özellikle Irak’ın Diyala İlçesinde karargah kurmuş. Bu ilçede yaşayan on beş kadın canlı bomba olarak kendini havaya uçurdu... Kimi Pakistan’da, kimi Afganistan’da.
Bu ilçedeki kadınlar çeşitli aşiretlerden geliyor. Aşiret Reisine baş kaldırmak diye bi kavramları yok. Aşiret reisleri, El Kaide’nin dolarlarını alıp genç kızları teslim ediyor, ‘Al sana canlı bomba!’ diye!
Saja Kuadiri adında, kırk yaşlarında bi kadın anlatıyor:
‘Bu aşiret reislerine ‘emir’ diyoruz. Emir beş on tane genç kızı alıyor haremine. Sonra bi başka Emir’e yolluyor... Kızlar hamile kalıyor... Çocukların babaları hangi Emir, bilen yok.. Kızlar tarafsiz kederler içinde, ruh sağlıkları bozulmuş, yarı deli bi biçimde ortalıkta dolanırken, Emirlerden biri bunları, ya birer birer ya da toptan El Kaide’ye satıyor. Buyrun size bir canlı bomba birliği..’
Saja Kuadiri, Bölge Güvenlik Kurulu üyesi... Bu durumdaki kadınları kurtarmak, onları güvenilir bir ortama götürmek için uğraşıyor geceli gündüzlü.
Tabii bir de öldürülen babalarının, kocalarının, kardeş ya da çocuklarının öcünü almak için canlı bomba olmayı kabul edenler var.
Asma bunlardan biri. Kocası Irak polisiyle vuruşurken ölmüş. Babasıysa üç yıldır hapiste..
Ama canlı bomba olmayı kabul etmemiş:
‘Kaleşnikof’un namlusunu dayadılar kafama... Sövüp saydılar... Gıkımı çıkarmadım.. Sonra on yaşında bi çocuk girdi odaya ‘Amerikan devriyesi geliyor!’ dedi. Belli ki gözcü koymuşlar çocuğu. Hemen toparlanıp gittiler..
Giderken biri bana döndü: ‘Bana bak orospu.. bi daha ellerine kına yaktığını görürsem bileklerinden keserim ha!’ dedi.. Korkudan bayılmışım...’
İkran bi cıgara yakıyor... Burnundan üflüyor dumanları. Duvara sırtını veriyor.
‘Aslında burdan çıksak falan diyorum ya... Çıkmak istediğimiz yok. Dışarıda o manyaklar kol geziyor. Onların karşısında cıgara yaksam var ya, dudaklarımı keserler!’
Sonra duruyor. Gözleri nemleniyor... Yavaş yavaş anlatmayı sürdürüyor:
‘Aliye vardı.. Uzaktan yeğenim olur. Hamile kaldı... hani vardır ya bi laf: ‘Anası belli babası elli’ diye... Tövbe tövbe... Öyle bi şey işte... Kahrolasıca Emirler kızı değiş tokuş edip durmuşlar bi yıl boyunca... Sonra karnı burnunda eve geldi. Ağzınıu bıçak açmıyor, yemiyor, içmiyor.. Öyle duvara bakıyordu... Sonra... Bi gün kayboldu... Duydum ki, pazar yerinde kendini havaya uçurmuş... karnında bebeğiyle, yirmi iki kişiyi de öldürmüş...’
Bu nasıl bi rezilliktir, anlaşılır iş değil. Televizyonu kapadım. Ben de Aliye gibi, öyle kala kaldım. Nasıl bir yaşamdır bu, nasıl bir kaderdir.. Ne zaman biter... Ne zaman bu genç kızlar büyükbaş hayvan gibi elden ele, ondan bundan dolanır durur... Sonunda da hem kendi canına hem de bi sürü garibana kıyar...
Kim bilir... Ben bilmiyorum...
YAHU BIRAKIN RUSYA NATO’YA GiRSiN BE!
Bu Gürcistan sorunu dallanıp budaklanacak... Belki Gürcistan’a bulaşacak... Hadi bulaşmadı. Rusya’yı G-8’den atacaklar, AB kapılarını kilitleyecek Ruslara, vize bile vermeyecek, Sochi 2014 Kış Olimpiyatları’nı boykot edecek 72 buçuk millet..
Bunların hiçbiri işe yaramaz.
Yarayacak bi tek şey olabilir:
Rusya’yı NATO’ya üye yapmak!
Bu, öyle benim bulduğum bi fikir falan değil ha... Bi zamanlar Batılı diplomatik çevrelerde çok ciddi bir biçimde konuşuluyordu. Hatta 1991’de, Boris Yeltsin, NATO toplantısına bi yazı göndererek ‘Biz, bugün, Rusya olarak NATO’ya girmeyi düşünebiliriz!’ demişti. O günlerde Batı gazetelerinde yayınlanmıştı bu haber. Ama NATO öylesine şaşırmıştı ki bu öneri karşısında, herkes birbirinin yüzüne bakakalmıştı şaşkın şaşkın... Ve tabii doğru dürüst bi yanıt verilememişti Rusya’ya. Hatta Putin, Kremlin’e ilk ayak bastığı günlerde, yani 2000 yılında, BBC yorumcusu David Frost’la konuşurken ‘Rusya’nın NATO’ya entegrasyonunu ciddi ciddi görüşebiliriz . Ama diğer üyelerle eşit koşullarda olmamız gerekiyor..’ demiş, ne dostta ne de düşmanda akıl bırakmıştı!
Bunun üzerine Frost:
‘Siz... Yani NATO’ya üye olmayı gerçekten düşünür müsünüz?’ diye sorunca da Putin, hiç duraksamadan: ‘Neden olmasın? Tabii düşünürüz!’ demişti.
Ancaaak... Şunu da eklemeyi ihmal etmemişti:
‘Eğer Rusya’yla oturup konuşmadan, NATO, Doğu’ya doğru açılmaya başlarsa, bizi karşısında bulur..’
Yiğidi öldür ama hakkını ver.
Adam zamanında söylemiş.. Ne olacağını...
Sen kulak asmamışsın..
Buyrun dans pistine... Başlasın kazaçok!
Kimi zaman ölmek yaşamaktan iyidir be!
Ölmek’ dedi bi arkadaşım geçenlerde, ‘bazen çok uzun sürüyor.’ Seksenini çoktan devirmiş doksanında gezinen kimi yakınlarını yitirmişti birbiri ardına. O da onlarla birlikte ölmüştü sanki..
Yeni ilaçlar, ameliyatlar ve her geçen gün gelişen tıp insan ömrünü uzattıkça uzatıyor.
Doktorlar, bi insanın ömrünü uzatmak için ellerinden ne gelirse yapıyorlar... Ama bi de o yatakta yatan, kırk kiloya düşmüş, hayaletle canlı arasında gidip gelene sor... O, yaşamak istiyor mu acaba? Ölmeyi böylesine sürüm sürüm sürünmeye yeğlemiyor mu?
Boşuna insanoğlu ‘Allah süründürmesin!’ der.
Süründürmesin tabii..
Ne sizinkini..
Ne de benimkini..
Değirmendere’de davul çalma ihalesi!
Şimdi, efendim, bizim insanımız da az garip değildir hani! Kocaeli’nin Gölcük İlçesine bağlı, Değirmendere Beldesi’nde belediye kalkmış, ‘Ramazan’da davul çalma ihalesi!’ açmış.
Ali, Veli bi de kırk dokuz elli katılmış ihaleye! Bunların alayı birbiriyle akraba ha! Belediyeden de görevliler gelmiş. Davul çalma ihalesi başladı başlayacak.... Bi itiş kakış çıkmış! Davulcu adaylarından biri, ‘şu işi kestirmeden bitireyim’ demiş ve tabancasına davranmış. Adı Yıldıray olan, bi davulcu adayı: ‘Aaahhh, yandım anam... Omuzum... Hem de tokmak sallayan kolumun bağlı olduğun omuzum!’ diye bağırıp kendini atıvermiş yere.
Polis koşup gelmiş. Orhan, İbo ve Saddam’ı göz altına almış, Yıldıray’ı da hastaneye kaldırmış..
İhale mi n’olmuş?
Ayakta kalanlar arasında devam etmiş.. Sonuç yarın öbür gün açıklanınca size bildiririm!
(Salih Toprakoğlu’na teşekkürler)
Tarih: 27 Ağustos 2008 Çarşamba, 05:46