Nedense insanlar bazı şeyler öğrenilsin, araştırılsın istemiyor. Örneğin bu Barnabas İncili ve başına gelenler.
Olay biraz
Da Vinci Şifresi, az biraz polisiye, biraz da tarih. İntihar var, cinayet var, talan edilen Kıbrıs’ta Aziz Barnabas’a ait olduğu söylenen mezar var. Var oğlu var!
Her şeyden önce bu İncil, M.S. 325’e kadar İskenderiye Kilisesi’nce resmen kabul edilmiş, elden ele dolaşmış.
Derken M.S. 325’de Kral Konstantin’in başkanlığında şu ünlü İznik Konsülü toplanır. Kaynaklara göre 2 bin 48 dinadamı katılır bu bir dizi toplantıya. Kimileri Hz İsa’nın ‘Tanrı’nın oğlu’ olmadığını söylerken kimileri buna karşı çıkar. Toplantının asıl amacı, tarihçilere göre,
Katolik Kilisesi’ni kurumsallaştırmak. Bu kurumsallaşmanın sonucu da yüzyıllar içinde Vatikan AŞ’nin oluşumu tabii!
Hani kimileri Barnabas İncili ‘uydurmadır’ diyor ya... İşte İznik Konsülü,
bu uydurma ve yine kimilerine göre ‘olmayan’ İncil’i yasaklıyor! Kilisenin resmi dört İncili var: Matta, Markos, Luka ve Yuhanna... Daha sonra M.S. 366’da, Papa Damasus’u bu İncil’i hepten yasaklıyor. Engizisyon dönemi İspanya’da ‘Barnabas’ adını fısıldadığınız an ateşte diri diri yakılıyorsunuz! Bu İncil’den ya da Barnabas’ın kaleme aldığı, kimine göre 13 sayfalık mektup kimine göreyse 227 sayfalık İncil’den niye bu kadar korkuluyor?
Çok basit yanıtı:
1. Barnabas İncili, Hz İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu kabul etmiyor.
2. Hazreti İbrahim’in kurban olarak adadığı oğlunun Tevrat’ta belirtildiğince ve de Hıristiyan inançlarında vurgulandığınca İshak değil İsmail olduğunu söylüyor.
3. Beklenen Mesih’in Hz. İsa değil Hz. Muhammed olduğunu belirtiyor.
4. Hz. İsa çarmıha gerilmemiş, onun yerine Yahuda İskariyot yani İsa’yı Romalılar’a gammazlayan 13’ncü havari gerilmiştir, diyor!
(bknz. İlim ve Sanat / Mart - Nisan 1986)
Şimdi bunlar Barnabas İncili’nin savları. Kabul et, etme... Bağır çağır. Ne yaparsan yap!
Ama bu incili bulup okuyan, İsrail Cumhurbaşkanı’nın torunu Viktoriya Rabin, bu İncil’i okur, Kelime-i Şahadet getirir ve Müslüman olur. Yaptığı kazı çalışmaları sırasında, 10 Emir ve Zebur’un izini sürerken, Etiyopyalı siyahi bir adam tarafından öldürülür. (Bknz. Apokrifal / Aydoğan Vatandaş-Timaş Yayınları).
Olayları burada alalım Kıbrıs’a taşıyalım. Ve apışıp kalalım. Neden mi?
Çünkü JİTEM’e bağlı kimseler (?) Kıbrıs’ta, Aziz Barnabas’ın mezarını soyar.
Veli Küçük ve başka önemli kişilerin bu işe karıştığı söylenir.
Bu olayı KKTC’de, Gazeteci Kutlu Adalı soruşturmaya başlar. Tehditler alır... ve öldürülür!
Eşi, Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesine başvurur;
Türkiye’nin bu cinayeti soruşturmada kusurlu olduğu saptanır!! Adalı öldürülmeden kısa süre önceyse, örneğin, Abdullah Çatlı’nın adaya geldiği söylenir. (Bknz. Apokrifal).
Prof Dr Hocagil, bu arada İsrail’e gider, daha sonra öldürülecek olan Viktoria Rabin’le birlikte bu Barnabas İncil’i üzerinde de çalışmaya başlar. Ama Viktoria Rabin öldürülür. Barnabas İncili yine sözünü ettiğim Apokrifal adlı incelemeye göre, ‘ele geçirenler tarafından’ Yunanistan’a satılmak istenir.
Aracı Kardinal Mario diye birdir. Ama o da, ‘açıklanamayan bir nedenle’ ölür! Gerisini biliyorsunuz artık. Dünkü yazıyı okuduysanız eğer!
BATMAN CUMHURİYET BAŞ SAVCISI
Şimdi, ben oturmuş, bu Barnabas İncil’i, Kıbrıs’ta soyulan mezar diye yazarken, telefon çaldı. Arayan Batman Başsavcısı Sayın Mustafa Peker. Olayla çok yakından ilgileniyor!
Neden mi?
Barıştepe Köyü Moriyakup Kilisesi Rahibi Edip Gabriyel Savcı’nın kaçırılmasını hatırlıyor musunuz? Bu Rahip, çevrede çok sevilen sayılan bir kişi... Kaçırıldıktan bir süre sonra serbest bırakılıyor.
Ancak, Barnabas İncili’ni çeviren Prof. Hamza Hocagil’le bir ilişkisi var mı? Onunla görüşmüş mü? Çünkü Süryani alfabesini çok iyi biliyor Rahip Efendi. Belki Aramice’yi de... Acaba kaçırılmasıyla bu işlerin bir ilgisi var mı? Rahip Efendi hiç girmiyor bu konulara!
Tabi İncil’in serüveni, Hamzagil’in anlattıkları ve Özel Harp Daire’sine rahmetli Turgut Özal’ca gönderilmiş olması, Kıbrıs’ta talan edilen mezar, ölen Kardinal Maro, öldürülen Gazeteci Kutlu Adalı, Ergenekon bulaşıklığı falan derken... Bu kez de Profesör Dr Hamza Hocagil’e ulaşılamamakta! Bostancı’da bir adresi var... Ama Sayın Savcı burada bulamıyor... Kaybolmuş...ya da bulunamıyor... Ya da yurtdışında... Ya da?!
Bu iş dedim ya, tam bir polisiye romana dönüştü... Bakalım sonu nereye varacak... Ya da varmayacak!! Ha bu arada, eğer Sayın Hocagil, telefona ulaşabileceği bir yerdeyse ve de lütfedip star gazetesini ararsa çok iyi olur.Çünkü kimse bulamıyor koskoca profesörü!! Meraktan kurtuluruz. Hem bendeniz hem de Sayın Savcı Mustafa Peker. SEMION MOGILEVICH DE KiM?
Dünyada ABD, bütün Batı, Doğu, Güney ve Kuzey’in aradığı, en tehlikeli adam kim?
Usama Bin Ladin falan değil.
Semion Mogilevich!
O da kim, dediniz eminim!
Dünyayı gerçek anlamda kasıp kavuran Rus mafyasının en büyük patronu... Hatta patronlar patronu!
Teröristlerin yerel savaşlarda, hele de Afrika’da, 12 yaşındaki bebelerin ellerine kaleşnikof tutuşturan silah kaçakçılığından, uyuşturucuya, para yıkama yağlamaya, kadın ticaretine kadar her türlü pis taşın altından çıkıyor Semion ya da Semyon.
Takma adı ‘Beyin Deposu Patron!’ Çünkü Lviv Üniversitesi’nden ekonomi doktorası var. Rusya’da ona Seva, diyorlar... Yani Baba!
Cebinde dört pasaportu var. Rus, İsrail, Macar ve Çek! Bunlar yasal alınmış. Çünkü dört ülkenin de vatandaşı!
Şu anda Çek İçişleri Bakanlığı, ‘10 yıl süreyle ülkeye girişini yasaklamış.’ Macarlar ‘persona non grata’ ilan etmiş; yani ‘istenmeyen adam. İngilizler ise, ‘Dünyanın en tehlikeli adamı’ damgasını vurmuş dosyasına!
Semion, 1990’lardan bu yana Rusya dışına pek çıkmıyor ama İsrail pasaportu cebinde.
En son numaralarından biri ABD/Kanada Şirketi YBM’in hisselerini borsada, alıp satarak 1 milyar dolar vuması. Böyle bir şirket var da. Değeri sıfır!
Sonra sahibi olduğu Inkombank ve Bank Menatep üzerinden, Bank of New York’u kullanarak 10 milyar dolar yıkamış. Tertemiz yapmış!!
Derken, gelir vergisi yolsuzluğundan, 24 Ocak 2008’de, Moskova’da göz altına alınmış... Sonrası... bilinmiyor!’
Yaa ne adamlar var bu dünyada da biz bilmiyoruz!!
Hamdolsun açız!
Muzaffer İzgü’nün bütün kitaplarını çok büyük bir keyifle okurum. Son kitabı ‘Hamdolsun Açız’ yeni çıktı: Lütfetmiş imzalamış... Sağolsun... Öyküler birbirinden güzel.
İzgü’yü ben dünyaca ünlü üç mizahcıyla aynı sıraya koyuyorum; Mark Twain, Art Buchwald ve Aziz Nesin. Hem gülüyorsunuz, hem de kimi zaman içinizden ağlamak geliyor!
Beni Babam Çok İyi Yetiştirdi, Bize Bir Şey Olmaz, Sosyal Yardım, Üç Maymun, Soba Beni Öpüyor, kelimenin tam anlamıyla harika. Diğerleri de çok güzel, ama ben bu öykülere bayıldım.
Ellerine, yüreğine, beynine sağlık, Muzaffer Ağabey.
Sayende dostlarıma yollayacağım harika bir doğum günü, evlenme yıl dönümü armağanı çıktı! Çünkü kitaptan daha güzel armağana olamaz bir insana verilebilecek!
(Muzaffer İzgü-Hamdolsun Açız-Bilgi Yayınevi)
GECE YARISI TELEFONU
Geceyarısı telefon çalar zır zır.
Meyhaneci açar;
‘Alo?’
‘Ulan meyhaneci ne zaman açacaksın meyhaneyi?’
‘Saat gecenin üçü be manyak herif! Senin gidecek evin yok mu?’
‘Var! Meyhaneyi açarsan, sızdığım masanın altından kalkıp evime gideceğim hıyar herif!’
(Vedat Bey’e teşekkürler)