Yarın Dünya Barış Günü... Dünyanın her yerinde bombalar patlar, her gün yüzlerce insan nefret katliamlarında hayatlarını yitirirken gel de kutla! Gel de inan evrensel barışa!
Cephede bulunmuş Tolstoy’un birinci elden deneyimler, insana ve topluma dair derin gözlem ve tahlillerle, tarihi bilgiler ışığında kaleme aldığı dört ciltlik Savaş ve Barış’ı düşününce, bu çağın ruhunun ancak terör ve ateşkes olabileceğini hüzünle fark ediyoruz. Fetih peşindeki imparatorluklar gibi meydanlarda doğrudan savaşmıyor artık insanlık. Daha sinsi komplolar ve daha ani patlamalarla ortaya çıkan, sürekli körüklenen ve gerektiğinde azdırılan ekonomik ve siyasi krizlerle vicdanlar felç ediliyor ki barışın sesi yükseltilmesin.Evrensel barışı bir yana bıraktık daha Türkiye’de toplumsal barışı bile sağlayamıyoruz... Bitmiyor başka milletlerle, başka soylarla, başka dinlerle, başka ideolojilerle kavgamız! Siyasi arenanın her yelpazesinde Avrupa’daki Neo Nazileri aratmayan söylemler kabul görüyor.
Ama her daim mücadele etmek isteyen umut dolu gruplardan barış çağrıları geliyor. Savaş Karşıtları’nın bu yılki sloganı “Denenmeyen tek yol kaldı: BARIŞ!” 78’lilerden Yeşiller’e, sosyalist partilerden Genç Siviller’e birçok sivil toplum kuruluşunun üyeleri yarın 19.00’da beyaz tişört giyip İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda buluşacak, barış için insan zinciri oluşturup Taksim tramvay durağında Barış Kürsüsü kuracak. Bu eylemde Barış İçin Vicdani Ret Platformu “Askere gitme, barış olsun” sloganını “güçlü bir şekilde” dile getirecek savaş karşıtlarının websitesindeki habere göre...
Bir başka grup insanlar öldükten sonra geriye kalan ayakkabılarını simgelemek için eylemcileri ellerinde birer çift ayakkabıyla 19.00’da Tünel Meydanı’nda toplanıp Galatasaray’a yürümeye davet ediyor.
İstanbul Barış İçin Kadın Girişim 21.00 - 23.00 arası Taksim tramvay durağında buluşacaklarını duyurmuş.
Türkiye Barış Meclisi İzmir Girişimi destekçisi olan gruplarla birlikte 17.30’da Basmane Meydanı’ndan Konak’taki eski Sümerbank’a yürüyüp basın açıklaması yapacak. İzmir’de Fuar Enerji Arena Konserleri’nin ilki Dünya Barış Günü’ne özel yapılacak. Zülfü Livaneli ve Yunanlı meslektaşı Maria Farandouri yıllardır olduğu gibi barış şarkılarını söyleyecek.
Bir zamanların müzmin düşmanıydı Yunanistan... Ne anlamlıydı o zamanlar Livaneli ve Yunanlı müzisyenlerin işbirliği... Çoktan tarihe karıştı iki ülkenin ekstremistleri dışında kimsenin benimsemediği o düşmanlık. Sadece Kıbrıs’taki gevşemiş kördüğüm mahir parmakların onu çözmesini bekliyor. Orada 1 Eylül’ün “iki toplumlu” etkinliklerde daha bir coşkulu kutlanmasından anlaşılıyor bu beklenti!
Kimse bir dönemin muhtemel komünist komplocuları olan Rusları düşman olarak görmüyor artık. Ermeniler bile iç ve dış düşman değil, insan olarak kabullenildi ara sıra miliyetçi allerjiler nüksetse ve en yetkili ağızlardan en ırkçı demeçler kaçsa bile.
Yukarıda saydığım ve başka birçok yerde ve şekilde gerçekleştirilecek olan eylemler Kürtler ve Türkler arasında barış tesis edilmesi için yapılıyor. Bir arada, iç içe, etle tırnak gibi yaşayan iki halkı “bölücü terörist” ve “totaliter devlet” ayrışmasından korumak için. Dilimize pelesenk olan “hain pusu” ve “sınır ötesi operasyon”lardan kurtulmak, yollara değil kardeşliğe döşenen mayınları söküp atmak için.
Türkiye’den uzaktayım, ama eylemlerde en sevdiğim sloganı bu köşeden atıyorum: Sustur, sustur, savaşın sesini sustur! Yükselt, yükselt, barışın sesini yükselt!
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
YARSAV fişledi biz de aldık
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
Ben hepinizin annesiyim
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ülkücü paradigmanın iflası
Bedri ile Fazıl