Çalışan kadının yalnızlık ihtimali fazla

21 Ocak 2012 Cumartesi
Çalışan kadının yalnızlık ihtimali fazla

Çalışan kadının yalnızlık ihtimali fazla

Saçlarından hayata bakışına farklı bir Göksel var karşımızda. Alper Erinç’le evliliğini bitirip müzikal anlamda da boşandıktan sonra kendi şarkılarını söylediği ilk albümü çıktı. O kırılgan kız büyümüş, yalnızlığa alışmış, baş edemese bile teslim olmamayı öğrenmiş.

Ayşe Düzkan  

Göksel’i küçük, kırılmaya hazır, üstüne titrenecek bir kız olarak tanımıştık. Yeni albümünde yalnız anlarımıza eşlik ediyor; tek başına, acı çekse bile baş eğmeyen, kararsızlıklarını aşmış bir kadın o: “Tutucu denebilecek bir ailede büyüdüm, şarkı söylemem hoş karşılanmadı, ardından evlilik. Ama içimde özgür bir kız var, küçükken de zapt edemezlerdi. Bir şeyi istiyorsam, doğru olduğuna inanıyorsam vaz geçmezdim.” Bende Bi’ Aşk Var için “Nostalji albümlerinde eski Türk filmlerinin havası vardı, bu albüm ise eski İtalyan filmlerini hatırlatıyor” diyor Göksel.

- Nostaljilerden önceki son albümün üzerinden ne kadar geçti?

Ayda Yürüdüm 2007’de çıktı.

- Ozan Çolakoğlu ile ilk çalışmanız mı?

İlk. Bu albümün benim için çok özel bir yeri var. Dört albümümü Alper Erinç’le yaptım, eşimdi. Beraber tutturduğumuz bir sound vardı, müzikal bir boşanmaydı aynı zamanda.

- Boşandıktan sonra Nil Karaibrahimgil’le çalıştı.

Öyle oldu. O sırada Ozan’la Nil’in çalışmaları da bitmişti. Kader ağlarını öyle ördü. Aslında Ozan’la ikimiz de çocukluktan tanışırız.

- Soundunuzu Alper Erinç’in inşa ettiği ve bir daha aynı şeyin olamayacağı çok konuşuldu.

Ortada iyi bir şey varsa onu bir kadın yapıyor olamaz. Mutlaka bir erkek yapmıştır. Bunun acısını çok çektim. Bu bestelerin hepsini ben yazdım ama Alper’e atfettiler. Onun müzik hayatımdaki yeri tartışılmaz, çok önemli bir yeri var ama o noktada rahatsız hissediyordum kendimi. Sabır’ı da unuttular, Alper’den önce yaptığım bir şarkı.

- Albümde bir yedi yıl lafı, yedili bir şarkı var. Yedi bir şeye tekabül eder mi hayatınızda?

Yedinin döngüsü, 21 günün döngüsü bir şekilde hayatıma da tekabül etti. Her zaman olmuyor ama bu şarkıların hepsi hayatımdan bir yerlerden.

- Başka bir şey yapamazmış kadar yoğun aşk acısı çeken bir kadın.

Haklısınız ama bence benim gibi bir sürü kadın var. Ve hepsi de işinde gücünde, hayatın içinde. Çalışan kadının aşk acısı çekiyor olma, yalnız kalma ihtimali çok daha yüksek. Çok uslu kızlar olmuyoruz. Ya evde oturup sevgilini kocanı, erkeğini bekleyeceksin ya da evde oturmayıp aşk acısı çekeceksin.

- Biraz karamsar değil mi?

Çok değil. Bakmayın abartılı yazdığıma, biz kadınlar duygularımızı abartılı yaşıyoruz. O yaratıcılığımı beslediği için izin veriyorum. Güzel geliyor her şeyi dolu dolu hissetmek, hayatta enerjimi yükseltiyor.

- Aşk acısı?

Aşk acısı tatlı bir acı, Allah daha ciddi acılar vermesin.

- Böyle şeyleri eskiden erkekler yazardı.

Ben de o bahsettiğim kişiye söyleyemem bunları. Uzaktan yaşarım ya da şarkı yazarım.

- Platonik var yani dünyada...

(Gülüyor) Var.

Kendi kanatlarımla uçamayacaksam...

- ’Baş edemiyorum, teslim olmuyorum’ diyorsunuz.

Hiç teslim olmuyorum. Mesela Yalnız Kuş’taki kadın da ‘Senin gökyüzünde benim yerim yok’ diyor. Eğer kendi kanatlarımla uçamayacaksam çeker giderim. Baş edemiyor, aşk acısı çekiyor ama sonunda hep gidiyor. Erkekler de özdeşleşiyor bu şarkılarla. Mesela Yalnız Kuş’u erkekler daha çok sevdi.

- Yalnızlıktan söz etmişsiniz hep.

Arkadaşlarım bana gülüyor. Duygularım çok değişken. Bunlar yaratıcılığımı da besliyor ama mizacım da böyle. Gerçi kadınların çoğunda böyle özellikler var. Mesela ‘Ölürsem yalnızlıktan’ diyorum ki hakikaten o gün öyle hissetmiştim. Ertesi gün ‘Oh iyi ki yalnızım, ayaklarımı uzatıyorum’ diyebiliyorum. (gülüyor)

- Kadın arkadaşlar önemli midir sizin için?

Çok önemlidir. Albümü yaparken hep yanımdaydılar. Yalnız kadınlar telefonda çok konuşur. Tasarımcı Emel Kurhan yakın arkadaşım, şarkıları ilk dinlettiğimde ‘Sanki geceyarısı telefonla konuşmalarımız. Sırlarını fısıldar gibi söylüyorsun. Gözümün önüne öyle bir kare geldi’ dedi.

Kendimi sakladığımı farkettim

- Tarzınız, saçlarınız çok güzel olmuş.

Çocukluğumdan beri hiç kısa olmadı saçım. Hem deliler gibi istiyordum hem de korkuyordum. Saçımı kestirdiğimi rüyamda görüyorum ama muhtemelen bana yakışmaz diye düşünüyorum. Burcu Denizer’e ‘Kestireceğim ama ya kötü olursa?’ dedim. ‘Hadi gel gidelim yoksa kestiremeyeceksin’ dedi. Tarzımı kafamda belirlemiştim. Aslında kendimi çok sakladığımı fark ettim.

Mabel Matiz’le ruhsal anlamda çok yakınız

- Albümü kışın çıkartmayı tercih ettiniz...

Aslında yazın bitmişti ama şarkılarım kulüp şarkıları değil. O yüzden kış olsun, insanlar güzel güzel dinlesin dedim.

- Ama Rüzgar kulüplerde gecenin son şarkısı olacak.

Onu çok seviyorum ama pop müzik standartlarında bir şarkı değil. Zaten 1980’lerin albümlerini özlüyorum. Baştan sona dinlersin, sözleri düşünürsün, her enstrüman bir şey katar. O tadı yakalamaya çalıştım, o yüzden her şeyi akustik, canlı kaydettik. Müziğin Türkiye’de geldiği noktayı beğenmiyorum, çoğu şarkıyı duymuyorum bile. Kulağım reddediyor.

- Mabel Matiz’le çalışmışsınız.

Mabel’le özel bir dostluğumuz var. Bazı insanlar ruhsal olarak birbirine yakındır ya, biz de birbirimizi iyi anlıyoruz. Albümü çıkmamıştı tanıştığımızda. Şarkılarını dinletmeye geldiğinde yarım kalan şarkıyı getirdi. Eski şarkılar gibi geldi, sesime çok yakışacağını düşündüm. Onu koyduk. Sonra Uzaktan’ı söylerken o da üstüne o melodiyi söyledi, ‘Bu harika oldu intro yapalım’ dedim.

Sezen çok iyi geldi

“Okuma ve miksleri Sezen’in stüdyosunda yaptık. Orası Onno Tunç’un eviydi, Sezen’le en güzel şarkıları orada yazılmış. Onno’nun vefatından sonra Sezen evi stüdyoya çeviriyor. Orada kendimi çok iyi hissettim. Benim müzikal yolculuğumda onların yeri büyük. Bir de o sokakta evleri karşı karşıyaymış, öğrenciyken Sezen beni ilk o evde dinlemişti. Ve Tunç’la ilk albüm sözleşmesini yaptığım yer. İlk prodüktörüm oydu, vefat ettiği için o kayıtları gerçekleştiremedik.”

Konuklar da muhteşem

Elle ayakkabı markasıyla yaptığı çalışma ile de tanınan 123’ün dördüncü albümü Lara çıktı. Albümdeki şarkıların tümünün sözleri solist Dilara Sakpınar’a ait. Albümde birbirinden değerli üç konuk sanatçı da bulunuyor. İlhan Erşahin saksafonuyla Sun In The Arms of Love adlı parçaya, Hakan Kurşun gitar ve vokallerde Yokuz’a, Arto Tunçboyacıyan perküsyon ve vokaliyle Trip’e katkıda bulunmuş.

KONSERLER

- Ünlü yönetmen Tarantino’nun film müziklerini seslendiren Londralı The Tarantinos grubu bu akşam garajistanbul’da,

- Kerem Görsev Trio Diversion Project bu akşam Kozyatağı Kültür Merkezi Gazanfer Özcan Sahnesi’nde,

- Bulutsuzluk Özlemi bu akşam İstanbul Live Sahnesi’nde,

- Ferhat Göçer bu akşam Bostancı Gösteri Merkezi’nde,

- Selami Şahin ve Emel Sayın yıllar sonra bir kere daha bu akşam Günay Restoran’da,

- İstanbul Arabesque Project bu akşam Bronx’ta,

- Model pazar akşamı Londra O2 Academy Islington’da,

- Lokal Anestezi 24 Ocak salı akşamı Babylon’da Kenan Doğulu’yu konuk ediyor,

- Son günlerin en beğenilen gruplarından Kül 25 Ocak’ta Bronx’ta.

ALBÜM

Süleymaniyeli bir ses

Almanya’da kurulu olan Pel Records Sony Music işbirliğiyle Kürtçe söyleyen sanatçıların albümlerini çıkartmaya devam ediyor. Aynur ve Jan Arslan’la tanıdığımız firma Irak Süleymaniye Cesur Rekawt’ın To adlı albümüyle yoluna devam ediyor. Doğulu ezgilere pek az rastlanan ama Akdenizli renkler taşıyan albümünde rap, spoken word gibi türlere de yer veren Rekawt, kendi şarkılarının yanı sıra Hesenê Simê, Ayhan Evci ve Jan Arslan’ın bestelerini de söylemiş. Ortadoğu’nun kendine has bir pop müzik oluşturduğunun kanıtı olan çalışmalardan.

Facebook Twitter



Tarih:21 Ocak 2012 Cumartesi

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

DİĞER CUMARTESİ HABERLERİ

YAZARLAR

SICAK HABER