ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Darbeciler için Hz. İsa savunması - AÇIK GÖRÜŞ

Darbeciler için Hz. İsa savunması  

30 Kasım 2009 Pazartesi, 00:01 BEKİR L. YILDIRIM  AÇIK GÖRÜŞ
  

Darbeciler için Hz. İsa savunması

Andıçlar, muhtıralar, fişlemeler, telefon kayıtları, yerden fışkıran silahlar, pardon mühimmatlar, ‘kâğıt parçaları’... ‘Vatan kurtaran kahramanlar’ yaptıkları şeyin ve kendilerinin önemine kanidirler ama akli ve duygusal kapasiteleri namüsaittir. Komedi filmlerinde olduğu gibi...

BEKİR L. YILDIRIM

Emekli koramiral Atilla Kıyat “siviller çok rahat olsunlar, bu kadar salak insanların darbe yapmaları mümkün değildir” demiş idi “bitirme planı” ilk çıktığında. Ben de ondan aldığım cesaretle itiraf edebilirim: Andıçlar, muhtıralar, fişlemeler, telefon kayıtları, yerden fışkıran silahlar, pardon mühimmatlar, ‘kâğıt parçaları’ ortaya saçıldıkça nedense aklıma Dan Aykroyd ile Chevy Chase’in beceriksiz casuslarını oynadığı “Bizim Gibi Casuslar”,  Woody Allen’in bir muz cumhuriyetinde darbecilik hikâyesi, “Muzlar” ve tabii Amerikalıların ‘vücut sıvılarına’ göz diken Ruslara karşı tek başına nükleer savaşa giren “Dr. Strangelove” hikâyesi gibi komedi filmleri gelir. Hepsinde de vatan kurtaran kahramanlar yaptıkları şeyin ve kendilerinin önemine kanidirler ama akli ve duygusal kapasiteleri namüsaittir. Komediler bunun üzerine kurulur.

Gerçek ama komik!

Amiral Kıyat’ın teminatı demokratların yüreğine su serpti mi bilmem. Konum bunun darbecilerin savunması için kullanılabileceği. Kıyat’ın ifadesi bana yıllar önce ABD’de Court TV’de gösterilen bir davayı hatırlattı. Adam bir kadını bin bir yalanla tuzağa düşürüp, ırzına geçiyor ve öldürüyor. Duruşmada adeta dişiyle yalan söyler, yalanı yalanla örtmeye çalışırken komik açıklar vermesi karşısında çaresiz avukatının savunması şu idi:

“Sayın hâkim, jüri. Müvekkilim patolojik bir yalancıdır. Aklı başında olsa bu yalanları söyler mi? Dolayısı ile müvekkilimin akli dengesinin yaptığı şeyin vahametini idrak etmesine imkân veremeyeceği aşikârdır. Beratını talep ediyorum.”

Sonuçta her iki tarafın bilir-kişilerinin psikolojik raporları yarıştı ve “patolojik yalancılık hastalığını” masumiyet kanıtı olarak görmedi jüri.

Avukatın bu taktiğine “Hazreti İsa Savunması” demem ise İncil’de Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğinde zalimleri için “Affet onları ya Rabbim. Ne yaptıklarını biliyorlar mı ki” diye dua etmesi. (Luke 32:34).

Gülen Cemaati’nin uyuşturucu ticareti ve teröre bulaştığına toplumu inandırabileceklerine inanmaları ise fabldaki tilkinin, kandırıp yedikleri koyunun beynini soran kral aslana  “hünkârım, beyni olsaydı sizin yerinize kral olacağına inanır mıydı?” demesini akla getiriyor.

Kıyat’ın sözlerinde Avukat Baykal’dan rol çalma gayreti okumamıştım. Ama ben avukatın yerinde olsa idim, ABD’li avukatın savunmasından yararlanırdım. O sanığın işine yaramadı demek bizde de işe yaramayacak demek değil ya. Burası

“belgeyi görmedik ama kanaat oluştu” ve “failin idamına, delillerin bilahare toplanmasına”, “sizi buraya tıkan irade böyle istedi” ve “hâkimin görevi devletin menfaatini korumaktır” gibi içtihatların ve hukuk felsefesinin üretildiği ülkedir nihayetinde.

Erke Dönengeci aşkına

Boşuna dememiş atalarımız “bilim/teknoloji Ar-Ge’si ERKE Dönergeci üretenin, hukuk Ar-Ge’si 367’yi ve siyaset Ar-Ge’si de böyle bitirim planları üretir” diye. Bu hale baktığımda birçok demokrat köşe yazarının aksine ben bazı kelleler gidecek mi diye nefesimi tutmuyorum. Onlar “demokratik bir ülkede olması gereken” standardını uyguluyorlar ben ise “nerden nereye geldik”çiyim bu günlerde. Bu rahatlığımın temelinde de eşyanın tabiatına kadar giden bir güven var.

“Newton’un I. Hareket Kanunu” denir fizikte; hareket halindeki cisim hareket halini, ataletteki cisim da atalet halini korumak ister. İnsan toplulukları da tabiatın parçası olarak fiziksel ve metafiziksel dünyalarında “eşyanın tabiatına” riayet ederler.

Değişime direnç tabiidir. Araba fren yapınca, siz devam etmek istersiniz ama bu arabayı durduramaz. Hareket edince hakeza. İlk dirençten sonra yeni dengeye uyar her şey ve herkes. Topluluklar değişime direnç gösterirler ama bu, değişimi durduramaz.

Türkiye’de statükonun taşlarının yerinden oynamasına gösterilen direnci de bu kanun çerçevesinde açıklayabiliriz. Dış rüzgârların etkisine kapalı, geri kalmış, değerler sabitlenmiş, vesayetçi, seçkinler demokrasisi statükosu bir denge hali idi. Önce Özal geldi ülkeyi dış rüzgârların etkisine açtı. Artık bir sabit telefon almak için 10 yıla kadar sırada beklemenin kader olmadığını, polisin vurduğu yerde gül bitmediğini devlete karşı hak arama gibi bir kavramın da var olduğunu, ‘gavur’larla her türlü ilişkide kaybetmek zorunda olmadığımızı kısacası farklı bir hayatın da mümkün olduğunu keşfettiler fasa fiso vatandaşlar dahi. Cin şişeden taa o zaman çıkmıştı.

Düzen muhafızları o zaman tehlikenin farkına mı varamadılar yoksa “daha yeni darbe yaptık, biz yönetiyoruz Türkiye’yi işte” mi dediler, Özal’ın liberalleşme adımlarının toplumu nasıl değiştirdiğine kafaları mı basmadı bilemem. Muhtemelen hepsi de.

Özal cini şişeden çıkardı

Erdoğan evrimi Özal’ın attığı temeller üzerine kuruldu. Muhtemelen onun gözünü budaktan sakınmayan, azimli, Kasımpaşalı karakteri olmasa idi bu “devrim gibi evrim” bu zamanda vuku buluyor olmazdı. Ama Özal cini şişeden çıkarmamış olsa idi de şartlar bir Erdoğan’a fırsat yaratmazdı, en azından şimdi.

Geldiğimiz noktada, müsait dış koşulların da yardımı ile bu kokuşmuş vesayet, sahte değerler üzerine kurulmuş paradigmanın çatırdayışına tanık oluyoruz. Tanık olmak ne kelime, aktörleriyiz bu değişimin! Kendisi için tek var olma şeklini bu kokuşmuşluğun idame ettirilmesinde görenlerin çay bardağında fırtına koparmalarına bakmayın. Onlar da kabullenecekler değişimi tabiat kuralına uyarak.

Fizik bilmek şart değil, toplumu seyrederek de bu değişime yatkınlığı gözlemleyebiliriz. Bizim çocukluğumuzda trafik ışıkların yoktu. Bir kaç yere konduğu zaman eski köye yeni adet getirilmesine direnenler oldu. Dayak yedi çok insan başlangıçta, kurala uydukları için. Bu gün nerede ise yüzde yüzdür riayet oranı.

Eşyanın tabiatına aykırı

Kısa süre önce kapalı yerlerde sigara yasağı geldi. Birçokları bakkalda rastladığım bilgiç vatandaş gibi “sigaramıza da karışıyorlar, muz cumhuriyeti olduk” türü tepkiler verdiler. Ama kısa sürede çoğumuzu şaşırtan bir düzenlilikle en ücra kasaba, köy kahvelerinde dahi yasağa uyuldu.

Düzen muhafızları dahi değişiyorlar. Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında kalabalıklar Cumhuriyet mitinglerindekinden daha az saldırgan sloganlarla deşarj oldular. Artık sağda solda başörtülü hanımları taciz etmek de fazla “cool” değil, gazetelerde “teslis testis”,  İranlaşma tehlikesi uyarıları da fazla satmıyor. Dün “Kürt sorunu” ifadesine al görmüş boğa tepkisi veren Ergenekon’un avukatının dahi “herkesin etnik kimliği şerefidir” diyecek noktaya gelmesi, sosyetik şarkıcıların Kürtçe şarkı söyleme yarışında olmaları öbür mahallenin de değişimden muaf olmadığının emareleri. Tabii müttefik addettikleri Batılılar da Türk kahvesinin kokusunu kendi burunları ile alıp onları yüz üstü bıraktıkları için “ulusalcı” takılıyorlar İsrail’in ve Washington’daki neoconların en has müttefiki antiemperyalist, ulusalcı? Oksimoronun tanımı.

Ondandır bu gün cuntacı paşaların açığa alınmaması, (bence hepsi de kapalıya alınmalı ayrı mesele). Veya “ıslak imza da taklit edilir, bize gönderin belgeyi icabına bakarız” gibi acınası ifadeler ile temsil edilen direnç tezahürlerinden endişeye kapılmamam. Geleneksel vesayetçiler arasında da gemiden atlama eğilimine dair kanıt istiyorsanız bu gün “pen da, pen da” diyenlerin 2-3 sene önceki yazılarını okuyun.

Sosyal bilimciler “tarihin akışı durdurulamaz” diyor. Ben de bir mühendis olarak Erke Dönergeci dahi eşyanın tabiatını değiştiremez diyorum.

bekirlyildirim@yahoo.com



Paylaş



Tarih: 30 Kasım 2009 Pazartesi, 00:01

İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

yazı dizisi: Anayasa Paketi

MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/Ulke_468x60.swf','468','60']
['http://91.93.103.35/reklam/ajanda.swf','220','90']

SİTEDE ARA