Konyaspor puan durumunun farkında olmadan Fenerbahçe’nin karşısına çıkmış. Düşme potasına bu kadar yakın olan bir takım böylesine bireysel hataları üst üste yapar ve kalesinde birçok gole izin verirse; ligde nasıl kalabilir? Anlamış değilim!..
Güiza’nın akıl dolu golü maçın ilk çeyrek zamanında oluştu. Bu golün hemen sonrasındaki dakikada uzaktan savurduğu şut Konya kalecisi Oğuzhan’ın topu tutup sanki kendi kalesine ikinci Fener golünü atması; şaşırtıcıydı. Güiza, bu iki golün sahibi olurken onun adına ‘Arap atı’ gibi sonradan açıldığını belirtmek isterim... Konya’nın böylesine hatalar dolu futbol anlayışı; kümede kalmasını da bir hayli zora soktu. Belki de lige veda da edebilecek pozisyon içerisine düşürdü!
Uğur Boral, Güiza’nın kıskanacağı şık bir gol atarken; Fenerbahçe bu dakikalarda farklı skoru yakaladı. Daha sonra da Roberto Carlos’un beklenen frikik golü, Kanarya’nın ilk yarıyı rakibine dört gol atarak noktalamasını sağladı.
Konyaspor ligin bitiminde teknik direktör değişikliğine gidiyor. Daha önceki hocası Ünal Karaman’ı tekrar göreve getiriyor. Ama futbol adına, puan kazanma adına hiç de hiç akılcı bir uğraş veremiyordu!
Fenerbahçe çok gollü skoru yakalayan bir galibiyetle büyük bir moral kazanıp UEFA şansını garantiye almış gözüktü. Belki de bu ligin tüm süreci içinde bu kadar rahat kazandığı bir maç oynamadı. Fenerli futbolcular rakibinin ikramlarıyla topa sahiplenen de oldular.
Kısacası Konyaspor yerlerde sürünen bir futbol ve skorla sahayı mağlup olarak terkederken; Fenerbahçe de atmış olduğu gollerle rahat bir futbol sergileyerek bu maçın keyfini çıkaran oldu.
Bu galibiyet Aragones için yönetimi ‘Kalmalı mı; gitmeli mi?’ gibi bir düşünceye sokacaksa benden bir öneri... Aragones’e yol versinler, seneye aynı sıkıntıları çektirmesinler.