Ligimizin zirve takımları atı alıp, Üsküdar’a geçmeye çalışırken; Fenerbahçe arkalarından nal toplamaya devam ediyor. Bu yazıya giriş şeklim, sonucu bağlayarak söylenmiş bir sözcük olarak değil; seyrettiğim Fenerbahçe’yi beğenmediğimden bu şekilde... Bunları belirtmeye çalışıyorum. Koskoca Fenerbahçe takımının tamamı, kenardaki Aragones dahil, ‘Yeter artık şu lig bir bitse de biz de başımızın çaresine bakalım... Tatil mi yapacağız; transfer pazarında kendimize yeni bir takım mı arayacağız onu bir görelim’ havası içindeydiler...
Antalyaspor futbol olarak rakibi Fenerbahçe’den çok daha iyi gözüken, topu ayağa oynayarak çabuk adamlarıyla kontra üretmeye çalışandı. Maçın başlarında Tita’nın ceza sahası içinde düşürülmesi bize göre penaltıydı. Bu kadar sıkıntılı bir takımın net olan bir penaltısını Aytekin Durmaz kardeşimiz nasıl vermez; anlamış değilim... Antalyaspor bunun dışında da yüzde 100 pozisyonlarını harcadı... Aynı şekilde ilk devre Alex, 2. yarıda da Güiza’nın akıllara durgunluk verecek gol kaçırışlarını şaşkınlık içinde izledim. Konsantre olamayan bir Fenerbahçe; böyle goller kaçırıyorsa; bizim futbol adına olumlu bir yorum yapmamız mümkün değil!
Güiza gol kaçırıyor, ardından neredeyse emekli yedekliğe mahkum edilen Semih oyuna giriyor... Neden Semih ilk 11’de oyuna Güiza ile başlamaz? Neden Fenerbahçe çift forvetle oynamaz? Aragones ile birlikte tüm Fenerbahçe uzatmaları oynamaya devam ettiği sürece, bu sezon da üzüntülü maçlarla noktalanacağa benziyor.
Fener orta sahası yavaş... Güiza devamlı ofsaytta kalan, savunması ise Antalyaspor’a gel kalemize gol at diye pozisyonlar verendi.
Volkan Demirel’in ilk yarıda abuk-sabuk hareketlenmeleri onun gibi milli takım kalecisine yakışmıyor! Hani neredeyse kendi kalesinde gol olsun diye adeta davetiye çıkarmaya çalıştı.
Sonuç olarak bu futbola bu skor, bu Fenerbahçe’ye çok yakışır!