



Gelelim kazanan Fenerbahçe’ye... İyi kadro, yetenekli futbolcuları var. Tribün desteği de mükemmel. Daha önceki maçlarda nasıl eleştiriyorduk? Yürüyen takım... Kazansa bile “Yürüyerek her zaman kazanamazsın” diyorduk. Dün kazanma adına rakibinden daha fazla koşan, rakip kalede pozisyonlar üreten, en azından attığı kadar kaçıran, arzulu, istekli bir Fenerbahçe izledik. Böyle bir takımı izlerken, kaybetse bile fazla eleştiri getirmem.
İşte benim istediğim, “60 dakikalık” mükemmel Fenerbahçe... Daha gollere gelmiyorum. Savunma anlayışlarıyla bugüne kadar Lugano ve Bilica’yı yerden yere vuran ben, bu maçta ufak tefek hatalarını görmezden gelip, disiplinli oynamalarına alkış tutuyorum.
Gelelim gollere... İlk iki gol duran toplardan geldi ama, başrolde savunma ağırlıklı futbolcular, Dos Santos ve Lugano vardı. Lugano öyle abuk-sabuk, ite-kaka gol atmadı. İlk önce pas verdi, sonra da dönen topta mükemmel bir vuruşla fileleri havalandırdı. Aynı şekilde Dos Santos da...
Semih’e ayrı bir paragraf açmak isterim. Benim futbolculuk dönemimde, Almanlar’ın efsane golcüsü Gerd Müller vardı. Vallahi de billahi de Semih’i ona benzetiyorum. Semih’e gol atmak, şık bir kıyafete kravat takmak gibi yakışıyor.
Daum’a da, oyuncu değişikliklerini yerinde ve çok doğru yaptığı için alkış tutuyorum. Fenerbahçe, goller yemesine rağmen oyundan düşmeyen Bursaspor karşısında, mükemmel bir 60 dakikalık futbolla, iyi mücadele ederek turun kapısını araladı.
Ziya ŞENGÜL