Ligimizin son maçları öncesi, Beşiktaş Denizli deplasmanına giderken, Siyah-Beyazlı camia inançlıydı. Daha haftalar öncesinde, takımlarının şampiyonluğunu kutlamaya başlamışlardı.
Bu kadar kuvvetli öngörüsü olan Çarşı’ya ve tüm Beşiktaşlılar’a ‘Hayırlı olsun bu şampiyonluk’ diyorum.
Böylesi maçlar taktik-tuktik maçı değildir. Duygusal olabilecek maçların tıpatıp benzeridir. Maçı televizyondan izliyorum, Başkan Yıldırım Demirören’in sevinç gözyaşlarını görüyorum. Anasının ak sütü gibi helal olsun bu şampiyonluk ona, takımına ve Mustafa Denizli’ye...
Biraz maçın içine girmek istiyorum... Çok uzun olmadan, kısa metrajlı yorum yapayım... Maçın 11. dakikası içinde, Angelov’un direkten dönen frikik topu, Beşiktaş için şampiyonluk habercisiydi. Kara Kartal oyuna tedirgin başlamıştı... Tedirgin ama tedbirliydi. Denizlispor, kazanabilmek için var olduğu kadar gücünü sahaya yansıtmaya çalıştı. Ama Cisse’nin akıl dolu pasını Holosko gole çevirince, Beşiktaş şampiyonluğa iyice yaklaştı. İkinci yarıda da İbrahim Toraman’ın atmış olduğu mükemmel gol, takımı ve camiası adına şampiyonluk meşalesini yakmaya yetti de artı bile...
Bu maçlara tabela maçı dedik. Beşiktaş’ta, tabelayı değiştirecek yetenekte oyuncular var olduğunu gördük. Kolay mı; bir, iki, üçüncü sıraların belli olmadığı ligin son maçlarında, Sivas da, Trabzon da, şampiyon Beşiktaş da bu işte her türlü var olabileceklerini gösterebilirlerdi. Bu takımı kutlamak taraflı tarafsız her futbolseverin görevi olmalıdır.
Mustafa Denizli şanslıymış. Varsın olsun. Şansını bu kadar iyi kullanan bir hocaya, bizlere önünde eğilip şapka çıkartmak yakışır.