Fenerbahçe, ilk kez bu kadar favori olmadığı maçta keyifli bir futbol sergileyerek Beşiktaş gibi şampiyonluğa en büyük adayı kendi saha ve seyircisi önünde yendi. Geldiği günden beri Selçuk’a takıntısı olan ben Ziya Şengül, Beşiktaş karşısında seyrettiğim Selçuk’a şapka çıkarttım. İyi güzel de kardeşim; madem böyle yeteneklerin vardı da bunca yıldır nerdeydin? Sen iyi oynadığın zaman biz keyif alır, sütunlarımızda süslü süslü yazılarla seni överiz. Bundan sonra işin zor Selçuk kardeşim... Kazara bu kadar iyi futbol oynama; en büyük darbe benim kalemimden sana gelir haberin olsun!..
Sen Emre Belözoğlu... Selçuk kadar başarılıydın. Eski çocuksu Emre’yi görmeye başladım. Ama her ne hikmetse, herkes sana posta koyuyor saha içinde. Sen de haklı veya haksız tepki veriyorsun. Tecrübelisin. Dünyanın en önemli takımlarında top oynadın. Çevir kafanı gül-geç be kardeşim. Zaten millet sana takık, yüzünde sivilce çıksa eleştirilen oluyorsun; onun için sen de biraz daha onuruna, gururuna fazla özen gösterme, ağalık göster çevir kafanı gül-geç bazı pozisyonlara...
Fener iyi futbol oynadı; Beşiktaş derbisini kazanan oldu. Herkes bu Fenerbahçe’nin futbolunu alkışladı ama şunu da sordular: ‘Daha önce böyle bir Fenerbahçe var mıydı?’...
Fener kazandı ama başına da biraz iş açtı galiba... Şaibe-maibe bir tarafa Fenerbahçe onurlu mücadele sonunda kazanan oldu. Beşiktaş’ın da şampiyonluk yoluna taş koydu. Eğer Türkiye Kupası’nı kazanan Beşiktaş olursa; bir de Beşiktaş lig bitimindeki sıralamada Şampiyonlar Ligi’ne giden takımdan birisi olmazsa Fenerbahçe bu kazancın nasıl bir faturasını öder bilemiyorum ama UEFA’ya gitme şansı da Beşiktaş şampiyon ya da 1-2 olmazsa biraz zora girer.
Olsun varsın... Büyük kulüp olmak, o kulübün futbolcuları olumlu mücadele verdiyse; şaibelerin her birine cevap verdilerse, ‘Kader’ der geçerim, UEFA bile olmasa bu onurlu mücadelenin sonucunda Fenerbahçe takımı ve futbolcularını sadece son Beşiktaş maçında ayağa kalkar alkışlarım.