



Fenerbahçe, akıl almaz puanları kendi sahasında hesapta olmayan bir şekilde yitirirken, herkesi şaşkına çevirdi. Hele ki bir Kasımpaşa yenilgisi vardı ki; herkesi hayretlere düşürüp, “Ne oluyor bu Fener’e” dedirtmeye başladı... Kazanırken takıma, teknik direktörlere, yöneticilere nasıl methiyeler, övgüler düzüldüyse, kaybederken de bizler acımasız olduk.
Aziz Yıldırım’ın sert ve tepkili açıklamaları, Fenerbahçeli futbolcuların ve Daum’un çeki-düzen vermesini sağladı. Kaybedilen puanları Alex’in performansına bağladık... “Alex varsa Fenerbahçe var, yoksa yok” dedik hep beraber...
Başlangıçta bu kadar kolay rekorlar kıran Fener, kendi kendine kaybettiği maçların nedenlerini araştırmalı. İkinci yarı çok daha zor ve çetin geçecek. Eğer Fener, içerde oynayacağı 12 maçta beklenen performansı sergilerse, büyük bir avantajın sahibi olur. Hazırlık döneminde psikolojik ve motivasyon açısından şampiyonluğa endeksli bir şekilde çalışırsa; benim favorim Fener!.. Bu kadar avantajlı görünen 2. yarıdaki maçlarına “Sahamda oynuyorum, rahat kazanırım” havasıyla çıkarlarsa, başlarına bazen sürprizli neticeler gelebilir.
Kısacası Fenerbahçe ilk yarıda kendi sahasında kaybettiği maçları her zaman hatırlamalı ve göz ardı etmemeli ki; kendi sahasında bütün maçları kazanırsa; işte o zaman şampiyon olur...
Ziya ŞENGÜL