



Maçın ilk net gol pozisyonunu Burak Eskişehirspor adına kaçıran oldu. Aynı Burak, ikinci kez kaleci Volkan ile karşı karşıya kaldı ve bir kez daha gol kaçırıp, takımı adına saç-baş yoldurandı.
Bu iki net golü kaçıran Burak’ı eleştirirken, kaleci Volkan’ın da aynı pozisyonlardaki gole izin vermeyen kurtarışlarını da alkışlamak isterim.
Fenerbahçe, devre arasının ardından oynadığı bu ilk maçta futbol adına beklenilen düzeyde değildi. Özellikle savunmasının sol tarafı, Özer’iyle ve Dos Santos’uyla yol geçen hanı gibiydi. Orta sahası, Emre ve Baroni ile beklenmedik biçimde varlık gösteremedi. Takım halinde pozisyon üretmekte kısırdöngü içinde kaldılar. İlk yarıda bir tek Deivid’in gol olabilecek bir pozisyonda topu dışarıya attığını izledik.
Eskişehirspor Fener’den daha baskılı, pozisyon üretmekte rakibinden çok daha iyi gözüktü. Ne yazık ki gol atabilecek becerikli ayaklara sahip olmayan Burak’ın kaçırdıklarıyla, kaderine razı oldu.
Eskişehirspor kalecisi İvesa, akıllara durgunluk veren hareketleriyle penaltıya neden oldu. Alex’in penaltı golüyle de Fenerbahçe öne geçti.
“Futbolun kitabı var” diyenin alnını karışlarım! İyi futbol oynayan, rakibine baskı kuran bir takım maçı kazanmaya yakın olansa, dün Eskişehirspor sahanın her yerinde futbolu pozitif oynayandı. Ama bireysel hataları yüzünden maçı kazanacağı yerde kaybeden oldu.
Demek ki iyi oyun, baskılı futbol, kazanmaya yetmiyor. Daha pasif, daha isteksiz görünen takım, pozisyon bulduğu zaman gole çevirebiliyorsa, dünkü Fenerbahçe gibi, maçı da kaybetmeyen oluyor.
Ziya ŞENGÜL