



4. dakikada Alex, kendi kalitesine yakışır güzel bir gol attı. Bir de direkten topu var. Elbette takımı adına şanssızlık. Bursasporlu Volkan’ın şutu da Fenerbahçe kalesinin yan direğine çarpıp bir golden mahrum bıraktı Yeşil-Beyazlılar’ı... Fenerbahçe’nin ikinci golü, Dos Santos adına şık, güzel ve bireysel yetenekleri ön plana çıkaran bir goldü. Batalla’nın Bursaspor adına attığı kafa golü ise o dakikalarda Fenerbahçe’nin şok geçirmesine yetti de arttı bile. Daha sonra gelen iki Ozan İpek golü, bu şokun skora yansıması oldu.
Maç başlamadan, Fenerli taraftarlar “Güizaaa... Güizaaa...” diye tempo tuttu. O, her zamanki gibi goller kaçırdıktan sonra yuhalanarak yerini Semih’e bırakmak zorunda kaldı. Böyle giderse, daha çok ağlar! Bilica... Bursaspor’un ikinci golü öncesi frikiğe sebebiyet vererek, yine takımının kaderiyle oynadı. Nasıl stoper, nasıl Brezilyalı; hala anlamış değilim!
Bursaspor, oynadığı futbolun karşılığını 2-0’dan 3-2 yaparak aldı. Analarının ak sütü gibi helal olsun. Futbolculara da, Ertuğrul Sağlam’a da...
Asıl sözüm ise Daum’a:
Dahi... Sana bu ismi takan rahmetli Kazım Kanat kardeşim dün geceki hal ve şeklini görseydi, yakana yapışır, seni dut ağacı gibi sarsar, “Ne biçim dahisin!” derdi. 2-0 önde olan bir takım, kendi evinde böyle bir yenilgi alıyorsa, senin palyaço gibi, ayakkabılarını ters giyip sahaya girdiği söylerdi! Rahmetli nur içinde yatsın...
Herr Daum... Maçı statta izleyenleri de, televizyona takılanları da musalla taşına yollamaya çalışan bir futbol mimarı olmaya başladın!
Önde giden bir takımın teknik patronu olarak, senin neyine tribündeki seyirciyle dalaşmak! Kendi işine baksana!
Ziya ŞENGÜL