



Trabzonspor’u her Fenerli önemser. Deplasmanda Trabzonspor’a iki gol atmak kolay değil. Ama bu kadar basit ve ipe salma gelmeyen, akla hayal sığmayan golleri kalede gördüğümde, kendi kendime sorar oluyorum, neyin nesi bu goller?..
Stoper arayışları içinde olduğunu gazete sütunlarında okuyorum. Gel sen beni dinle. İlk önce şu kaleci sorununu hallet. Koskoca Fenerbahçe takımında 1. kalecin Volkan Demirel sakatlanıyor, yerine Mert oynuyor ama ne yazık ki bu çocuk çok acemi. Mehmet Topuz kendi kalesine gol attı diyoruz. Eli ayağı düzgün bir kaleci böyle gol yemez. Ama ne yazık ki Mert hazırlıksız yakalandı ve bu ilk golü kendi takım arkadşaşını atmasına izin veren oldu. Önde basıp pres yapmaya çalışan Bilica ve Lugano, Yattara’nın attığı golde nerelerdeydi hiç gördün mü? Hiç kademe anlayışları yoktu. Çizgi savunma yapıp, Yattara’ya gol şansı verdiler.
Mehmet Topuz, Fener’in ikinci golünün sahibi olurken, ayağından çıkan şans topu da Trabzon kalecisinin üstüne-başına, ayaklarına çarpıp ağlara gitti. Ama bir benzerini kaçırdı. Keşke maça Stoch ile başlasan diyorum. Ayrıca Alex’i de son 80’lerde oyuna alman ona sığınmaktan başka bir şey değildir. Alex futbolun tanrısı değil. Maçın son dakikalarında sahaya atar san onun tarzındaki futbolcuları oyuna küstürürsün. PAOK’u düşündüğünü söylüyorsun. O zaman ben de şunu sormak isterim. Trabzonspor maçını düşünmedin mi?
Eğer biraz da Trabzonspor karşılaşmasını düşünmüş olsaydın en azından kaybetmeyen bir takımın teknik direktörü olarak PAOK’u düşünen olurdun.
Ziya ŞENGÜL