Argo edebiyatımızda, ‘Nato kafa, Nato mermer’ diye bir deyim vardır. Ne kadar anlatırsan anlat, anlatılanları anlamayanlar için söylenir. Eleştiriden nasibini alamayanlara vız gelir...
Maldonado’yu, Fenerbahçe’den uzaklaştırma noktasına getiren en büyük kusuru; sürekli yan pas, ya da geri pası yapmasıdır. Bu yanlışını anlatmak için, insanların ağzında tüy bitti.
Maldonado ise, durumun vahametini anlamamakta katır inadı gösteriyor. Dün de bu hastalığı devam etti... Gerçi bunu zaman zaman hissedip, doğru pas için çaba gösterdi ama, kısa zamanda gene unutup; kronik yanlışına tekrar dönüyordu. Vites görevini yapması gerekirken, el freni oluyordu.
Emre aktif, atak, istekli değildi... Alex doğru yerde oynayıp, oynamadığından emin değildi. Ve üçü birden rakip çıkış yaptığı anlarda pres koyma bilincine sahip olmadığı için; Gaziantep özellikle ilk yarıda oluk oluk Fenerbahçe’nin üstüne geldi.
Yığınla pozisyon arasında, bir şutları da direkten döndü. Gaziantep üstüne çullanırken, Alex’in serbest vuruşu dışında, Fenerbahçe etkin bir fırsat anı yakalayamadı. Güiza şaşkın ördek gibi oraya buraya kaçışırken, her ikili mücadelede yere düşüyordu. İleri çıkamayan arkadaşlarına, ‘Gelin, gelin...’ diye hareketler yaparak yalvardı.
Fenerbahçe dökülüyordu...
* * *
Ancak Sarı-Lacivertliler ikinci yarıya yüksek tempoyla girdiler. Giderek daha aktif rol aldılar.
Burak rakibini geçip, kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda, zaten takımından kimsenin olmadığı yere pas vermeye kalkınca, güzelim pozisyon güme gitti. Oysa topu az daha sürse ya gol olur, ya da biri ona penaltı yapardı...
Futbol zekası dedikleri şey, herhalde bu tür pozisyonlar için çok gerekli...
Burak bu hatasıyla takımının beraberlik şansını da yırtıp attı.
Tarih: 24 Ağustos 2008 Pazar, 05:40