Yıllar önce bir özel maçta aldığımız Macar galibiyetini 40 yıl kutladığımızı hatırlarsak, bugün aynı Macarlar’ın şampiyonunu güle oynaya geçmemizle Türkiye’nin devletiyle, hükümetleriyle, federasyonuyla, kulüpleriyle özellikle son 20 yılda futbola ne kadar büyük yatırım yaptığını bir kez daha anlamış oluruz.
MTK karşısında İstanbul’daki ilk karşılaşma antrenman maçı havasında geçmiş, F.Bahçe avantajlı skorun ötesinde çok net ortaya çıkan büyük kalite farkıyla turu zaten garantilemişti. ‘Çıkmayan candan ümit kesilmez’ denir ama bu MTK nın F.Bahçe’ye bırakın üstünlük sağlamasını, başa baş oynamasını hayal bile etmek mümkün değil.
Bu maç için çok teknik analiz yapmak mümkün değil ama ilk dikkati çeken konu Alex’in mevkii ve topla buluşma yerleri itibariyle daha geriye düşmesi ve etkisizleşmesi. Aragones’in takımın hücum organizasyonlarında Alex’in vazgeçilmez olduğunu bilmemesi, anlamaması mümkün değil. Ancak belli ki daha az markajda kalması, geriden oyunu daha geniş kurabilmesi amacıyla bu değişikliğe gitmiş. Ancak her iki MTK maçında da orta çıkan, hedeflenen ile sahada gördüğümüzün birbirini tutmaması. Bu sistemde Semih rahat ve geniş alanda oynayan oyuncu olarak bugüne kadar tam bilmediğimiz golcülüğü dışındaki yeteneklerini de sergileyebilecek .
Sonraki turda oynanacak Partizan maçları bu turdan tamamen bambaşka bir ortamda, gerginlikte, sertlikte olacak. Partizan çok daha dirençli, mücadeleci ve ateşli bir seyirciye sahip, futbol kültürünün olduğu bir kulüp. Fenerbahçe için yeni teknik direktör ve sisteminin gerçek sınavları Partizan karşılaşmaları olacaktır.