2007 yılı F.Bahçe tarihinde her zaman çok önemli aşamaların yapıldığı, belirlenen önemli hedeflere ulaşıldığı bir yıl olarak hatırlanacak. Yalnız futbol değil, aynı zamanda tüm sportif branşlarda 100 yılın tarihsel büyüklüğüne, yönetimin doğru adımları, tesisleşme vizyonunun gerçekleştirilmesi, camianın kulübe maddi, manevi büyük desteği, taraftarın olgunluğu eklenince hedef olarak konulan ‘Dünya kulübü’ olma amacı yönüne önemli aşamalar kaydedildi. Geçmişte çok sık karşı karşıya gelen medya-F.Bahçe yönetimi arasında da 2007’de neredeyse bir balayı yaşandı. Köşe yazarı ve yorumcular genelde hep olumlu yaklaşımlar göstediler.
Şimdi bu gelinen noktada yönetime destek sürerken, diğer taraftan da her geçen gün beklentiler daha yukarıya doğru çıkıyor. Eskiden masa başında ve salt taraftarı heyecanlandırmak için yapılan transfer haberlerinde bile hayal edilemeyen Ronaldo, Adriano gibi oyuncuların trasferleri olağan hale gelebilmiştir. Ancak diğer tarftan da her zaman yıldız transferi stratejisi izleyen ve bu şekilde gündeme gelen F.Bahçe, Şampiyonlar Ligi vitrinine çıkan oyuncuları ile bu sefer kendi yıldızlarına yurt dışından gelen transfer taleplerine karşı bir strateji geliştirmek zorunda kalmaktadır. Artık transfer politikasının daha profesyonelce yapılması gerekiyor. Bu nedenle ünyanın önde gelen kulüplerini takip eden F.Bahçe’nin diğer dünya kulüplerinde uygulanmakta olan ‘Sportif direktör’ modelini de artık uygulamaya sokması gerekiyor. Transfer konusunda bir yetkisi olmadığını açıkça beyan eden ve Avrupa futbolu bilgisi kısıtlı olan Zico’nun bu ‘Geleceği planlama’ konusunda önemli bir katkı yapmasını beklemek hayal olur.
Başarıya ulaşmak tabii ki zordur ancak bu başarıyı standart yapabilmek hep zirvelerde bulunmak daha da zordur. 2008’de hem camiasının beklentileri, hem de kulüp hedefleri daha da artan Fener’in önündeki en önemli zorluk başarıyı devam ettirebilmek ve çıtayı daha da yukarıya çıkartabilmektir. Umarım 2009 un ilk günlerinde bugün yaptıımız bu tespitin olumlu sonuçlarını yazabiliriz.