Pekin Olimpiyatları’nda yaşanan büyük hayal kırıklığı ve yaprak dökümünün sorumlularından biri olarak gösterilen, Pekin’de temsil edecek takımı bile olmayan futbolumuzdu. Yapılan eleştirilerde sporseverin futboldan başka bir şey düşünmediği, medyanın futboldan başka bir şey yazmadığı, kulüplerin futbol dışındaki branşlara yatırım yapmadığı, belediyelerin de futbol sevdası peşinde kaynaklarını amatör sporlara aktarmadığı söyleniyordu. Dün gece G.Saray maçının şok eden ilk yarısından sonra F.Bahçe’nin de ilk 14 dakikada 2 gol yemesiyle, ‘Bu mudur ülkenin kaynağının aktığı futbol?’ demeye başladık.
Çok zayıf MTK’ya karşı oynanan maçların Partizan turu için antrenman bile olamayacağını, Partizan’ın oyuncu kalitesi, hırsı ve seyircisi ile zorlu bir rakip olacağını daha önce yazmıştık. Ne kadar zorlu bir ortam ve maç bekliyor olduysak da böyle bir başlangıç ve Volkan’ın müthiş konsantrasyon eksikliğini hesaba katmamıştık. Yenilen iki golden sonra sanırım Aragones’in içinden maç biter bitmez Başkan’a koşup bir kaleci transferi istemek geçmiştir.
F.Bahçe belli ki ortamdan da etkilenmişti, fazla özgüvenin getirdiği konsantrasyon eksikliği de vardı. İlk devre; bir organizasyon yapamadan kapanıyordu ki Alex kendi yarattığı pozisyonda kazandırdığı penaltıyı gole çevirerek F.Bahçe’nin hayata dönmesini sağladı. Bu golle ve isteğiyle kendisi ile ilgili ‘Bu sistemde pasif kalır, zaten keyifsiz oynuyor’ söylemlerini de boşa çıkarıyordu. 2. yarının hemen başında da Güiza golü bulunca kabus gibi başlayan gece F.Bahçe’nin istediği şekle döndü. Emre’nin girmesiyle top kontrolü ve gol pozisyonları da arttı. Bu skor Fenerbahçe’ye turu geçirtir ama geçen seneki başarıyı tekrar etmek için daha çok çok yapılması gereken şey, gidilmesi gereken yol var.