



1996-2000 kadrosu tartışmasız o yılların en iyi kadrosuydu. Bizim dönemimizde Fenerbahçeli oyuncular ve taraftarlar da bunu bildiği için, tek çıkar yolun maçın öncesinden sonrasına kadar bizi oyunun dışında tutacak işler yapmaktan geçtiğini biliyorlardı. Hep favori olarak gittiğimiz ve camianın büyük beklentisini hissettiğimiz maçlardaki bu provokasyonlara uyup kötü sonuçlar aldık. Ama bizim takımı yenmeleri için bugünki yaptıklarından daha fazlasını yapmaları gerektiğini şimdi daha iyi anlıyorum.
Bugünkü Galatasaray kadrosu daha farklı. Bu kadroda Saracoğlu atmosferinden etkilenecek oyuncular da var. Örnek: Gökhan Zan, Arda. Atmosfere alışık olanlar ise daha küçük dokunuşlarla kontrolden çıkıyor. Örnek: Bu maçları hiç oynamamış Keita’nın yumruğu. Rijkaard derbinin Avrupa’daki gibi oynanmadığını sanırım anlamıştır. Fenerbahçe-Galatasaray maçları artık saha içi varyasyonların, teknik, taktik, beceri ve kaliteli takım olma gibi özelliklerin hiçbir öneminin kalmadığı hale geldi. Galatasaray’ın son bir haftasını sadece psikolojik savaşa hazırlaması gerekirdi.
Daum, akıllı ve tecrübeli hoca olduğunu bir kez daha gösterdi. Maçtan iki gün önce açıklama yaptı ve “Arda ile Keita’ya önlem alacağız” dedi. Daum zaten önlemini alacaktı ama böyle bir açıklama yapmasının amacı sadece bu değildi. Galatasaray’ın en etkili olacak iki oyuncusunun ismini özellikle söyleyerek, birincisi kendi oyuncularına hedef gösterdi ve konsantre etti. Çünkü kendi hocası eğer rakip takımın oyuncusunu överse, futbolcu hemen o rakibe karşı daha fazla konsantre olur ve adeta hocasına “Senin övdüğün oyuncular bizim karşımızda iyi olmazlar” dercesine mesaj vermek isterler. Sadece bu da değil; Daum bu iki önemli oyuncuyu ön plana özellikle çıkartarak, üzerlerindeki baskıyı daha fazla artırmayı düşündü. Sonuç: Arda etkisiz, Keita kırmızı.
Derbi daha çok yazılır ve konuşulur ama, önemli olan ligin sonunda kimin şampiyon olduğudur.