



Amacı haberin dokunulmazlığını beyinlerimize kazımakmış. Yıllar geçti unutmadım.
O sıra bir de “Haber kutsal, yorum hürdür” sözünü dilimizden düşürmezdik.
Haberi yorumdan korumayı; yorumu önyargılara, boş inançlara, kişisel ya da belli bir topluluğun çıkarlarına yem etmemeyi uyarırdı bu söz de...
Ama şimdilerde ne haberin kutsallığı kaldı, ne yorumun özgürlüğü...
Haber daha giriş cümlesinde yorum içeriyor! Okuyanı güdülüyor!
Yorumun özgürlüğü, yorumu yapanın dış etkilerden, bağnazlıktan, ön yargılardan kendini sıyırmasıyla sağlanır.
Oysa şimdi, güncel deyişi ile ‘sallamak’, yani sorumsuzca, bilgisizce ve de saygısızca bir şeyler söylemek yorumdan sayılıyor!
Kimisi halk yardakçılığı yapıyor! Gerçeklere, verilere bakmadan birilerine, bir topluluğa hoş görünmenin peşinde koşuyor.
Söz gelimi, çoğunluk Beşiktaş’ı şampiyon yapıverdi!
Neden? İki ünlü oyuncu transfer ettiği için. Sahadaki verime, hangi güçte takımlarla oynadığına aldırmadan!
Kimine göre, Anadolu’ya şirinlik olsun diye ya Trabzon ya Bursa şampiyon...
Peki Sivas Beşiktaş’tan çok daha iyi oynadı ilk lig maçında. Bir sürpriz yapamaz mı? Yapabilir, ama gören yok!
Yorumun da namusu var...
Var da o namusa aldıran yok!
Maraton ve Son Kale
Maraton, yeni üyeleri Mustafa Denizli, Marcus Merk’in, Şansal Büyüka’ya katılmasıyla devam ediyor. Olayları ve fikirleri ortaya koyuyor, onları tartışıyorlar. Erman Toroğlu ‘Son Kale’ye geçti. Ahmet Çakar ve Reha Muhtar’la birlikte. Pazartesi merak ettim biraz izledim... Kişileri konuşuyorlardı. Hem de kendilerini. Hangisi iyi hakemdi? Toroğlu’na göre Çakar vasat; Çakar’a göre Toroğlu kötü hakemmiş... Çakar’ın gösterdiği gerekçe ibret vericiydi.
Ben olay izlemeyi ve fikir dinlemeyi seviyorum. Hemen geri döndüm.
Sezon başı mazereti...
Emre Belezoğlu da Nihat Kahveci de ilk yıllarında dökülmüşlerdi. Gerekçeleri, kısacık dönem askerlik görevi yapmaları nedeniyle sezon başı çalışmalarına katılamamaktı!
Guti, Beşiktaş’a transferinin netleşmesini beklerken sevgilisi ile tatildeydi.
Sezon başı kamp çalışmalarına katılamadı. Takır takır oynuyor!
Demek ki bundan böyle, 15 gün eksik çalışmak nedeniyle bütün yıl dökülmek ‘mazeretini’ yememeliyiz...
BIKTIK USANDIK
Bir takımın, rakibinin düşük kapasitesine aldırmadan aşırı övülmesinden! Ve o yere göğe konamayan takımın zorlu rakiple oynadığı ertesi maçta başarısız olmasına çok şaşılmasından!
Güven TANER