



Sekizini kadroda tutabildiği, 6’sını sahaya çıkarabildiği halde, Beşiktaş’ın elinde 11 yabancı oyuncu var!
Biri buzdolabında saklandı (Delgado), ikisi kiradaydı (Zapo, Gordon)! Bu birikim belli bir yarar sağlamak amacıyla gerçekleştirilmedi. Seçme hatalarından ötürü zorunlu bir yığılma doğdu.
Yeni oyuncu ihtiyacı var.
Koyacak yer yok!
Alırken çok dikkatli olmak, ana çözüm.
Bir çözüm yolu daha var...
Amacınıza yetecek kadronun ağırlığını yerlilerle oluşturmak. Yerli pazarını, gelişme ortamını çok iyi izlemek.
Bu yolla kadronuza ‘üretken’ bir nitelik kazandırabilirseniz, kadronuz niteliksiz yabancılarla şişmez, 8 yerine söz gelimi 4 nitelikli yabancı ile çok daha verimli bir takıma sahip olabilirsiniz. Bunun için öncelikle transferi neden yaptığınızın ‘ana fikrini’ oluşturmanız gerek.
Ana fikir, ligde vaat edilen hedefin uzağında kalmanın unutturulması gibi sıradan olursa, çamurdan çıkarmak istediğiniz ayağınız biraz daha derine batar.
BERTRAND RUSSEL demiş ki:
“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”
Ne kadarını gösterdiler?
Milli takım kadromuzdaki oyuncular kendilerini Hiddink’e gösterirken, en kralı bir saatliğine iş yaptı. 90 dakikayı oynayıp, hakkını verebilen yoktu. Takımca iyi oyun bu nedenle bir devreyi aşmadı!
Ancak her biri aslan parçası oyuncularımızın mazeretleri vardı: Sene sonuydu, yorgundular, bezgin, bıkkın, yılgındılar...
İyi ki oradan G.Afrika’ya uçmuyorduk.
Dünya Kupası’na katılıyor olsalardı, böyle olmazlardı, değil mi? Böyle olmayacak olsalardı, biz zaten G.Afrika yolcusu olurduk.
Hep bir mazeretimiz var.
Gücümüz bir türlü ‘sonuç’ üretmiyor!
Hiddink, oyuncularımızın gösteremedikleri yanlarının da bulunduğunu mutlaka düşünmüştür.
Oyuncunun içinde var olanı dışarı çıkarmak için çalışacaktır. İşi bu.
Çalışmasına çalışır da...
Gizli yerlerde bir şey bulabilirse... Gizil güç (potansiyel) varsa...
Biz ‘mazeretleri var’ mazeretini kullandıkça, mazeretçiler, mazeret üretmeyi sürdüreceklerdir.
Dikkat!
Yanlış hesabın, tuhaf özrü
Üç yıl üst üste şampiyonluk vaadini daha ilk yılda yerine getiremeyen Aziz Yıldırım ilginç bir mazeret ortaya attı! “Biz şampiyonluk planlaması yaparken Galatasaray ve Beşiktaş’ı hesaba katmıştık, Bursaspor hesapta yoktu” dedi. Ve çok ilginç bir ekleme yaptı: “Biz hesaba kattıklarımıza 10 puan fark attık, o zaman başarılıyız!”
Acaba gelecek iki yılın hesabı da aynı mı?
Bu bir hoş mantığı, üzerine gidildiğinde her başkan kullanabilir. Söz gelimi, küme düşen Diyarbakır ve Denizlispor başkanları... Onlar da “Hesaplarımızı en dipte kalan Ankaraspor’a göre yapmıştık, öyle ise başarılıyız” diyebilirler!
BIKTIK
l Başkanların, teknik adamların, “Bir suçlu varsa o da benim” diyerek suçu üstlenmelerinde ortalığın yatışıvermesinden. Suçun hesabını soranın çıkmamasından!
USANDIK
Güven TANER