



Onlar bugün Dünya Kupası’na başlıyorlar. Biz Beşiktaş’ın Schuster ile Denizli’nin hastalığının öne çıkarılmasından önce mi sonra mı konuştuğunu tartışıyoruz! Kendine âşık cellât ruhlular, hâlâ önce mi sonra mı tartışmasını güdüyorlar.
Çünkü bireysel çıkarları burada...
Tek dertleri var, kendilerinden söz ettirip gündeme girmek, fiyatlarını artırmak!
Dertleri hiçbir zaman toplumsal değer üretmek olmadı. Oldu gibi görüntü verdiler yalnızca. Oradan da nemalandılar...
Biz ‘toplumsal değerleri’ tartışıp yüceleştireceğimize bu cellât yüreklileri besliyoruz.
Onlar Dünya Kupası’na başlarken...
***
Eğer Beşiktaş kulübünün yöneticisi diyorsa ki “Denizli’nin durumu netleşmeden önce Schuster ile görüşmedik” ona inanırım. Ve eğer ‘yalan söylediği’ ortaya çıkarsa da ona bunu uygun dille anımsatırım.
Peşin peşin ‘konuştun-konuşmadın’ kavgasına neden gireyim?
Bundan kime ne çıkar var?
Mustafa Denizli’nin hastalık geçirdiğini ve de bunun uzantısının bulunduğunu bilmeyen kaldı mı?
Onu en son aradığımda, “...abi hastanedeyim...” deyişi vardı ki... O yorgun, ağrılı sesi duyduktan sonra bir daha telefon bile çevirmedim. Belki bana gücendi!
Dönelim yıl içindeki ameliyatı sonrasına...
Beşiktaş yöneticisi hocalarının sağlık durumunun nazikliğini ve buna karşın özellikle oyuncularına ve taraftara belli etmeden işini sürdürdüğünü bilmiyor muydu?
İçlerinden biri hocalarının sağlık durumunu izleyen, tıp hocası değil miydi?
O sırada bir yönetim kuruluna ne görev düşer?
Bir yandan hocanın bir yandan kulübün sağlık durumunu kontrol etmek. Geleceğe ona göre yürümek.
Bir yönetim kurulunun eldeki hocaları sağlık açısından dara düştüğünde ne yapacağını konuşmasından doğal ne olabilir?
Konuşmaması hatadır...
Buna göre bir plan hazırlaması gerekir.
Hazırlamaması hatadır.
Ve bunu da ortaya çıkıp açıklayamaz.
Açıklaması hatadır.
Çünkü olayın gereği budur.
Beşiktaş yönetimi ilk adımı Denizli’den bekledi ve o gelince de en kişilikli biçimde durumu yönetti.
Ortada kırılan kimse yok...
Bir doğrunun üzerinden bir dolu yanlış aramak asıl yanlış olan.
Bu mantığı koruduğumuz sürece, Dünya Kupası’nı bizden başkaları oynayacak.
Güven TANER