'İlhan Cavcav bunamış'
Aziz Yıldırım'dan flaş açıklama
Trabzonspor'dan Rıdvan Dilmen'e tepki

Neden Ferrari mi?

Neden Ferrari mi? Güven TANER gtaner@stargazete.com
Neden Ferrari mi?
17 Şubat 2010 Çarşamba
Beşiktaş, Gençlerbirliği’ne 4 gol atarken bile belli etmişti. Fiziksel gücünde düşme vardı. O maçta yapılan hamle, rakibin giderek yorulmasından ötürü yarar sağlamıştı. Ayrıca o gün takımın kazanma isteği yüksekti. Gaziantep’te fiziksel yeterlik de isteklilik de göçmüştü. Futbolcuda maçı kazanmakla neleri kazanacağının bilinci gözlemlenmiyordu.

Operasyon geçirip, iyileşme döneminde olan sanki hoca değil de tüm takımdı!

Geçen hafta, lig yarışının rakamlarına bakarak şöyle bir olasılık doğduğunu ortaya atmıştım:

15 maçını kazan şampiyon ol!

Evet, umut var ise onun peşinden gitmek gerekir. Ne var ki Antep’teki isteksizliğe bakarak bunu savunmak bugün içimden gelmiyor.

Çünkü umudun içini doldurmayı bilmek gerekir. Kuru umut seni ancak hayal âleminde tutar.

Beşiktaş’ın çok gol yemeye başlamasının temel nedeni Ferrari’nin yokluğu değil yalnızca, işte bu fiziksel düşüş!

Sivok’un, Toraman’ın, Ekrem’in, Holosko’nun... Hatta Ernst, Fink ve Bobo’nun verim dalgalanmasına düşmelerini öncelikle fizik güç yitimine bağlamak gerekir. İsteksizliği getiren en önemli öğe de bu güçsüzlüğün yarattığı güvensizliktir.

 

Kulüp hakkını yedirmem Devlet hakkını yerim!

Kayserispor Ali Turan ile sözleşmesini iki parçalı yapmış.

720 bin liralık anlaşmanın 175 binini TFF’ye bildirmiş. Geri kalan kısım, ‘özel’ sözleşmede!

Bunu bazı kulüpler yapıyor!

Amaç devlete vergi vermemek!

Futbolcunun pazarlık gücü yüksek olanı kabul etmiyor bunu, olmayanı ediyor.

Zira ödenmemesi durumunda hak ararken ne TFF ne FİFA bu özel sözleşme kısmını tanıyor.

Kulüp “vermiyorum” derse, futbolcu avucunu yalayabiliyor!

Yolu dik yokuş!

Bu durum sözleşmeyi yapanları bağlar gibi duruyor.

Oysa sorunun asıl ulusal boyutu var:

Kişiler ortak çatıları devletin hakkını vermekten kaçamazlar. Kaçarlarsa onların adaletten, haktan söz etmeleri bir anlam taşımaz.

Hakem hataları karşısında “Adalet istiyorum!” diye bağırarak hak arayanlar; kendileri de ‘hak yememeyi’ bilmelidirler.

Kim bilmiyor?

Bursaspor kulübü teknik direktörü Ertuğrul Sağlam ve kulüp başkanı İbrahim Yazıcı, Fenerbahçe ile oynadıkları ZTK maçını yöneten hakem Cüneyt Çakır’ı maç sonrasında yüz yüze kutladılar. Bu hakemin raporunda var. Sonra da demeçleri ile bir penaltılarını vermediği gerekçesiyle hakemi adeta lime lime ettiler! MHK’ya da çattılar!

Maçın gözlemcisi Çakır’a 8.7 not verdi! Yani çok başarılı buldu.

Bu pozisyonlara penaltı dememeyi Çakır’a UEFA’nın önde gelen hakem eğitimcisi Jaap Uilenberg öğretmiş.

Durum net!

Bu işi bir taraf bilmiyor!

Ya Sağlam ile Yazıcı; ya hakem gözlemcisi, hakem eğitimcisi ve ondan hakemlerine eğitim alan MHK.

 

Beşiktaş’ı çözdüm

Gaziantepspor teknik direktörü Jose Coucerio, “Beşiktaş’ı çözdüm” dedi.

Hoca bu yeteneğini ara sıra Gaziantepspor’u çözenlere karşı da kullanmalı.

Facebook Twitter



Neden Ferrari mi?, Star Gazetesi Güven TANER

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı

• Ancak çalışırsa oluyor 10 Şubat 2012 Cuma
• Beşiktaş’ın yolu karanlık 8 Şubat 2012 Çarşamba
• Yokluktan doğan umut 6 Şubat 2012 Pazartesi
• Uyuma Carvalhal 3 Şubat 2012 Cuma
• Almeida mı Alex mi? 27 Ocak 2012 Cuma
• Başta yok sonda var 25 Ocak 2012 Çarşamba
• Mustafa mı Burak mı? 18 Ocak 2012 Çarşamba
• Beşiktaş zoru seviyor 16 Ocak 2012 Pazartesi


İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER