



Schuster bu maçta da Holosko ile Zapo’yu sınadı. Eleme maçlarını adamlarını tanıma maçı olarak geçiriyor. Bu da bir gerekseme, ancak ilk hedef turu geçecek verimi elde etmek olmalı.
Beşiktaş oyun olarak da bir adım daha attı öncesine göre. Ne var ki daha çok adımlar atmalı. Lig kapıda ve maçların zorluk derecesi giderek artıyor.
Schuster takımın önde çoğalmasını, oyunu ikinci ve özellikle üçüncü bölgede oynamasını istiyor. Takım bu fikre uygun ileri gidiyor da topu yitirdiğinde bu fikrin öteki boyutunu, yani bu kez iyi zamanlama ile savunma moduna geçmeyi, savunmada çoğalmayı beceremiyor. Rakibe geniş hücum alanları veriyor. Topu çevirirken rakibin üzerine gelmesini değerlendirmeyi, topu öne çıkarmayı bilemiyor. İlk yarıda bir kişi eksik kalmış rakibinin presine karşı topu çıkaramayıp kaptırdı nerede ise gol yiyordu! Hakan’ın refleksi durumu kurtardı. Hakan’a maşallah... Topu oyuna verişlerinde de önemli gelişme var.
Beşiktaş çok pas yerine az pasla topu çabuk kullanmaya oynamalı. Top atacak adamları var. Hele Quaresma... Kaçtın mı top önünde! Onu tek bırakmamak, ortaklık kurmak gerekiyor. Dün tipik bir Q7 marka gol izledik. Portekizlinin havası yerindeydi. Top kazanmaya da oynadı, köşe gönderine değin adam kovaladı. Viktoria fizik olarak iyiydi, sertti, ancak içlerinden biri, Limbersky vahşi oynuyordu. Quaresma onu ikinci sarı ile duşa göndertti. Sonra Delgado’ya nefis bir asit yaptı. Beşiktaş’ta dün öne çıkan bir takım oyunu yoktu, ancak marka goller, marka gol pası, marka vuruşlar vardı...
Güven TANER