



Tuhaf saplantılar yerleştirmeye bayılıyorlar futbolumuzun içine! Efendim 5 sarı karttan sonra ‘mutlaka’ kırmızı çıkmalıymış! Yoksa hakem beceriksiz sayılırmış!
Sarı kart gösterme nedenlerinin daha az olduğu dönemden kalma köhnemiş bir hakem bakış açısı bu.
Hakem, gösterdiği kart sayısı ile değil, kartları gösterirken kuralları yerli yerinde uygulayıp uygulamadığına bakarak sorgulanır.
Bir maçta oynayan futbolcu sayısı değişikliklerle birlikte 28’e çıkabilir. Ve o maçta mücadele öyle bir akış gösterir ki her oyuncu yalnızca bir sarı kartlık hata yapar ve hakem 28 sarı kart gösterebilir.
Siz ulemaya bakmayın, 17 sarı kart da olur 28 de. Ve hiç kırmızı çıkmayabilir. Buna bir hakem beceriksizliği denemez. Hatta bir hakemlik harikası sayılabilir!
Ulemalık kuruntusu içinde olanlar ‘hakem erken kart gösterdi’ gibi laflar da ederler.
Kart, gerektiğinde gösterilir, vakti olmaz.
Ayrıca... Maçın içinde de uzatmasında da bir oyuncu ötekinin boğazını sıktığında kırmızı kart göstermeye harcanan zaman o uzatmanın sonuna eklenmez. Orada, bu durumdan ötürü yeni bir kargaşa doğmuş ve onu yatıştırmaya zaman harcanmış ise hakem ancak bunu dikkate alıp süreye bir ekleme yapabilir.
Hakem maça ‘en az’ şu kadar zaman eklediğinde, o maçı mutlaka eklediğinden daha uzun oynatacak anlamı yoktur. ‘Oynatabileceği’ anlamı vardır.
Nasıl maçın içindeki kayıp zamanı devrelerin sonuna ekliyorsa; bu eklenen süre içindeki duraklamaları da o sürenin sonuna ekleyebilir.
Ayrıca... Bunu ‘en az’ diye vurgulayarak anlatmanın mantığı da çürüktür. Anlamayanların, yani affedersiniz aptalların bulunduğunu düşünmektir. Maça başlarken “Maçımız en az 90 dakikadır” diye duyuru yapıyor musunuz? Bu, halkı, herkesi, TFF Başkanı ve UEFA başkanı da dâhil herkesi biraz ahmak gibi görmektir. Ne yazık ki durumu onlar desteklemektedir!
“Topun tamamı” diye de bir söylem var. ‘Top’ dediğinizde zaten o nesnenin tamamını anmış olmuyor musunuz, ayrıca ‘tamamı’ demeye gerek var mıdır?
Ancak bir kısmından söz edecek olduğunuzda, “topun bir kısmı çizgiyi geçti bu da gol sayılmaz” diyebilirsiniz. Ne çare ki bir dolu çürük mal hâlâ üretilip satılıyor ve hâlâ alıcısı çıkıyor!
Güven TANER