



Guti ile birlikte etti yine 12 yabancı... İkisi kuralsal zorunluluktan gidecek... Ve bir de mantıksal zorunluluğun gönderecekleri var. Ona göre iki yabancının daha gitmesi gerekir. Sayı 8’e düşürülmeli ki oturan adamlara para ödenmesin, vıdı vıdılar ile kadro yıpranmasın.
Oturacaklara ödeyeceğin yığınla para ile oynayacak bir yıldız alabilirsin.
Şimdi Schuster’in sorunsalı ‘kimleri göndermesi gerektiği!’
Seçim sığ bakışla çok zor. Çünkü eldeki adamların tümüne gerek olabilir.
Bir açıdan da çok kolay.
Sivok, Ernst, Quaresma, Guti ilk dörtte garantideler...
Sağda bir adama gerek olduğu için Hilbert aylar önceden seçildi. Etti beş.
Forvette adam kıtlığı var. Öyle ise Bobo altıncı yabancı.
Saha içi kontenjanı doldu!
İki de kulübeye adam bulalım:
Forvet arkasına mecbursunuz, ya Tabata ya Delgado!
Bana sorarsanız, bu ikilide top kaybı uzmanlığında ilerleme kaydettiğini gözlediğim camdan çocuk Delgado elenir...
Savunmaya zorunlusunuz... Ya Ferrari ya Zapo! Bu, hocanın görüşüne göre değişir. Zapo orta alanda da kullanılabiliyor. Ancak o cepteki bomba gibi... Artık hocaya kalmış...
Seçmekte zorlanıyorsunuz diye, 8 adama iki de yedek koymak lüks biraz. Elden çıkaramıyorsanız Zapo ve Delgado da kalır... Bu durumda Holosko ve Fink’e hiç yer kalmıyor.
Ben Holosko’ya bir yer açmaya çalışırım.
Zira Quaresma ve Guti’nin atacağı toplara birinin koşması gerek!
O zaman Delgado gider Holosko kalır.
Derseniz ki Sercan da gelecek...
Bu durum Holosko’nun gitmesini göğüsleyebilir, ancak Sercan konusu derinlemesine ele alınması gereken özel bir konudur.
Ve bir şey daha...
Parası evet çok, ancak Nobre saha içi altılısını seçmek ve kalabalık, çabuk hücumdaki karambollar için bu yıl çok gerekli olacaktır.
Taraftara buruk bir taraftar...
Çınar Saltık yazmış, “Güven Ağabey, çok vahim bir şeyi paylaşmak istiyorum. Facebook’ta adı “Beşiktaş” olan bir gruba üyeyim ve içimden “Pazardan 20 liralık forma alan 20 kuruşluk BJK’li değildir” yazmak geldi...
Yazarken tepki alacağımı düşünmemiştim fakat üzülerek söylemem gerekirse ben korsana bu kadar açık olan bir taraftar grubu olduğumuzu hiç düşünmüyordum...”
Üşenmedim, yazışmaları okudum...
Kimi Saltık’ı haklı buluyordu, ama çoğunda farklı bakış vardı!
“Herkesin kazancı bir mi?”
“Vay pazar forması bile 20 TL mi oldu, onu da alamayacağız...”
“Beşiktaş sevgisi ucuz forma ile kaybolmaz...”
Yanıtlardan kimi seçmeler...
Demek ki bir şeyin olmasını istemek ile oluşmasına katkı yapmak bazen kol kola gezmiyor! Yöneticiler büyük yatırım yaparken bunu unutmamalı.
BIKTIK
l Teknik adam ve futbolcularına çok büyük paralar kazandıran kulüplerin kendilerini batkın iş yerleri olmaktan kurtaramamalarından!
USANDIK
Güven TANER