



Ancak kendi kendine tuzak kurar gibi oynadı Beşiktaş. Bir kere tempolu değildi. Topu birinci bölgede ağır ağır dolaştırdı, oradan üçüncü bölgeye hızla ve olumlu biçimde çıkaramadı.
Daha ikinci bölgede pas hatalarına başlıyor, kalabalıklaştığı üçüncü bölgede çok daha da hataya düşüyordu. Ve bununla da kalmıyor, topu kapıp hızla çıkan Antep’e hücum için geniş alanlar veriyordu. Ne hücuma ne savunmaya dönüşte gereken hızda idi. Antep bir golü rahatça attı iki daha atabilirdi ilk yarıda.
Beşiktaş’ın etkili olmasının beklendiği kanatlarda, Üzülmez-İsmail ve Ekrem-Holosko ikilileri ne çabukluk gösterdiler ne de uyumluydular. Savunma görevlerini de yerine getiremediler.
Yalnız onlar mı, savunmanın ve orta alanın göbeğindeki Toraman-Sivok ve Ernst-Fink ikilileri de bilenen verimlerinden çok düşüktüler. Gaziantep’e pozisyon kazandıran hücumların üretilmesinde bu ikililerin yetersizlikleri önemli rol oynadı.
Ligdeki son 10 maçında 16 gol atıp 5 gol yemiş Beşiktaş; 7 atıp 11 gol yemiş Gaziantep’e pozisyon bulma ve gol atma rahatlığını ikinci yarıda da verdi! Rakibin yakın direğe gelen korner topuna kafa vurmasına üç kişi engel olamadı! Antep ne denli istekli ise Beşiktaş o ölçüde tutuk ve güvensizdi.
Beşiktaş’taki yalnızca güvensizlik değil, fiziksel güç yetersizliğiydi. Belki de güvensizliği tetikleyen de buydu. Hedef ile birlikte maç sayısının azalması takıma zindelik katacağına bir umursamazlık getirmiş. Rüştü hariç tabii. O da arkadaşları gibi olsaydı, Beşiktaş utandıracak, büyük bir fark yerdi.
Güven TANER