



Bu ülkede herkes biliyor ki naklen yayın havuzunu dolduranlar üç büyüklerdir. Hangisinin daha çok değer akıttığı ihale dönemlerine göre değişir. Havuzun değeri, dolduranların sayısı azaldıkça değil çoğaldıkça artar.
Galatasaray kulübü başkanı Adnan Polat, havuzu Fenerbahçe ile Galatasaray’ın doldurduğunu söyledi, hemen uyanıp ardından Beşiktaş’ı ekledi.
Konunun üzerinde kalmak istediğim ilk boyutu işte bu ‘Beşiktaş’ı sonradan ekleme’ bölümü!
Sayın Polat’ın bir hatasıdır hatta bir ayıbıdır bu. Ancak söylemin kaynağı yalnızca Polat’ın düşünme ya da onu seslendirme eksikliği değil; yanı sıra Beşiktaş’ı yönetenlerin onu bu tür düşünmeye itmesidir.
Polat’ın o yanlış söylemi şu sıralar Beşiktaş’ı temsil edenlerin, başkalarına Beşiktaş’ın büyüklüğünü anımsatan yapıda görünmemesinden kaynaklanıyor.
Beşiktaş’ı yönetenlerin ve yönetmeye soyunanların büyük bir değeri korumak zorunda olduklarını iyi öğrenmeleri gerekiyor.
Bunun birinci koşulu da kişinin sözünün arkasında durabilmesidir. Tutacağı sözleri söylemesidir.
Ve marka değeri korumak...
Ligimizin marka değeri futbol değerinin itmesiyle oluşmuyor, taraftarlık değeriyle oluşuyor. Seyirciden çok taraftara satıyoruz malı. O malın etiket rakamlarını da yıllardır üç büyükler yazdırıyor. Bu değeri korumalı yanı sıra yeni değerleri onlara eklemeliyiz. Ve üç büyükleri bir öcü gibi değil bir marka kurucusu olarak saygıyla ele almalıyız.
Üç büyükler Anadolu kulüplerini ezen birer kurum değildir. Onları ayakta tutan bir kurumdur. İki kesim birden aynı markayı satmaya çalışan öğelerdir. Bunlar arasında bir taraf kayırılıyor, öteki kesim eziliyor kavgası yaratmak marka değerine vurulan en acımasız baltadır. Üç büyükler elbette kayırılmamalı, ama ‘üç büyüklük’ değeri mutlaka korunmalıdır.
Anadoluluları koruyan kahraman edasıyla ortaya çıkarak, aslında kendinden söz ettirmeyi amaçlayan sinsi ve sorumsuz çıkarcıların kavga yaratmaya yönelik tutumları, marka değerine en büyük darbeyi indirmektedir.
Önce bireysel çıkarları bırakıp toplumsal çıkar kovalamaya yönelelim, enerjimizi kavga yerine büyümeye, olanaklarımızı doğru kullanmaya harcayalım.
Göreceksiniz, ortak alın terimizle ortaya çıkacak ürünü o zaman el birliği ile nasıl koruyoruz.
Güven TANER