



Beşiktaş-G.Birliği maçı yorumuna “Hoş geldin Tabata” ya da “Aaa! Tabata geldi!” başlığı koymayı düşündüm bir an. Zaten bizim işte ‘iki an’ düşünme lüksünüz yoktur! Yazı yazmaya beş dakika, başlık atmaya birkaç saniye civarında vaktiniz olur.
O anda beni bu başlıklardan ayıran neden şu idi: “Bir futbolcunun formunu kazandığına karar vermek için bir maç yetmez, onun birkaç maçına bakılmalıdır... Ve de Tabata yeni form gösterdi, ama epeydir formda olanın da hakkını yememek gerekir.” Ernst gibi, Fink gibi, İ.Üzülmez gibi...
Ve de Rüştü gibi.
Rüştü’nün yediği gol kadar yemediği gollerle maçı kazanma hamlesini başlattığı da görülmelidir; ancak maç sonrası demecindeki başarısı maçtakini de aşan boyuttadır.
Her oyuncu bunu düşünebilir, ama söylemeye cesaret edemez. O etti. Futbolun bir toplumsal olay olduğunu, yöneticisi, teknik adamı, futbolcusu, hakemi, taraftarı ile birlikte kimlik bulduğunu, bir maçın bir ligin başarıyla bitirilmesi için bu parçaların tümünün üstüne düşeni tam yapması gerektiğini anımsattı.
Taraftar olmak yalnızca ‘isteme hakkı’ sağlamaz. Tribündeki sorumluluğu bilmeyi de gerektirir. Demirören’in, ‘tribün temizleme’ söylemine karşı misillemeye girişmek, durumu anlamamaktır, sorumsuzluktur, zayıflıktır, bencilliktir.
Tribünün efendisi, kirlilik yaratanlar değil, kirliliği temizlemeye el verenlerdir. Taraftar dediğin takımı için oynar, kendisi için değil.
En iyisi kasapları cezalandıralım
Adnan Polat, iki söylemi bir konuşmada ortaya attı: “Yıldızları koruyun” ve “Kasapları cezalandırın”.
Yıldızları koruma yaklaşımı, kasapların sinsi öfkesini artırmaktan öteye geçmez. Sahadaki herkes korunmalıdır.
Bu korumayı hakem aracılığıyla kurallar yapar, ancak kestirme ve kesin çözüm, o kasaplara iş vermemek, onları görevlendirmemektir.
Kulüpler Birliği bunu da konuşabilir.
Ne dersiniz başkanlar?
15 maçını kazan şampiyon ol!
İyi oynayıp 3 puan aldığı haftada üstündeki 4 rakibi de puanlar yitirince Beşiktaş için şöyle bir şampiyonluk formülü doğdu:
15 maçını kazan, şampiyon ol!
Ama 15 maçta 45 puan alınabilir mi?
Tabata yakaladığı formunu korur, Nihat, Tello, Yusuf formlarını bulup, sürdürürlerse -ki haftada bir maç yapacaklar, artık yıpranmazlar- ve takımca savunma başarısını zedeleyecek bir gelişme olmaz ise 45 puan olur mu olur...
Bunu Mustafa Denizli hocama söyledim telefonda, çok güldü. ‘Şampiyonluk olabilir, ama böylesi çok zor’ gibi bir anlam çıkardım.
Ve de devam ettim: “Olabilirlik varsa, o umut demektir. Umudun peşinden gitmek, gitmemekten daha akıllıcadır... Denizli bugüne değin böyle yaptı!”
O zaman ses etmedi...
Belki de kafasında bunu kuruyor.
Güven TANER