



Kazanmak ikisine de ilk dört için büyük avantaj sağlayacaktı. Özgüven faktörü önemliydi. Beşiktaş’ta kırık olması doğaldı. Ancak güvenini geri kazanmanın çabasını gösterip gösteremeyeceği maçın akışını belirleyici bir değer olacaktı. Ligin en formda takımı Sivas karşısındaki Beşiktaş kendine güvenen ve kötü gidişine tepki koyan bir takımdı. Maç öncesi durumları Beşiktaş’a avantaj sağlamıştı.
İlk yarıyı kesinlikle Beşiktaş baskın oynadı. Bulduğu dördüncü pozisyonu gol yaptı. Topa sahip oluşu %62 idi. Sivas’ın ikisi çerçeveye giden 3, Beşiktaş’ın 5’i çerçeveye 7 şutu vardı. Maç bitiminde şutlar: Sivas 12/7, Beşiktaş 8/5 oldu. Beşiktaş’ın ikinci yarıda kaleyi bulan şutu yoktu!
Beşiktaş’ı maçta önce öne çıkaran, kendi alanında acemice top tutarak rakibi hücuma davet eden güvensiz oyunu terk etmesi, her alanda çoğalmaya ve yardımlaşarak mücadele etmeye yönelmesiydi. Bunda da Fernandes’in takıma katılmasının ve iyi çalışmasının, Egemen ile Sivok’un topu öne oynamalarının ve arkadaşlarının o topları almak için kendilerini göstermelerinin; Mustafa’nın önde çok olumlu çalışmasının rolü büyüktü.
Beşiktaş’ın çalışkanlığı ikinci yarıda kayboluverdi! Az önce saydığım olumlu yanları aynı anda yok oldu! Baskın görüntü Sivas’a geçti. Bu durum yanı sıra Beşiktaş’a kontratak şansları verdi. Ama o şansları kullanan adamlar ya çıkarken top yitirdiler ya topu kullanmada yetersiz kaldılar. Mustafa öndeki yükü taşıyamaz oldu. İlk yarıdaki çalışma temposu Beşiktaş’ın enerjisini tüketmişti. Beşiktaş çalışırken oyunu yönetiyordu, ancak yorulunca çalışkanlık bitti. Ve etkisizleşti. Erman gol vuruşu yaparken ona baskı uygulayan Beşiktaşlı yoktu! Beşiktaş oyun ilkelerini değiştirerek bir adım attı, ama demek ki bir de ‘yorulma’ sorununu çözmesi gerekiyor. Gördük ki ancak çalışırsa oluyor.
Güven TANER