



Ne Avrupa başarısı, ne Ziraat Türkiye Kupası, ne Turkcell Süper Lig Kupası.
Tam bir Fenerbahçe skandalı.
Nedeni ise görmek isteyenler için çok açık: Yönetimin basiretsiz Daum tercihi ve yetersiz transferler. Gelecek sezon için de, çok açık söylüyorum, durum şimdiden pek parlak gözükmüyor.
Fenerbahçe büyük kulüp, beni bile teknik direktör yapsa Türkiye’de daima başa güreşecektir. Ama, hedefi, çıtayı yükseltir, Avrupa’da kupa arayışına girersek durum farklı olmak zorunda.
Kulüp yönetimi çaplı bir yönetim olacak ve takımın ne tür bir futbol oynamasını istediğine karar verecek; evet, bu kimseyi şaşırtmasın, bu tercih yönetimin tercihi olmak durumunda. Hemen arkasından da bu tercihle uyumlu bir teknik direktörün en geç Mayıs sonu, Haziran başı takımın başına getirilmesi lazım.
Takımın başına Daum’u getirirseniz nasıl, Mourinho’yu getirirseniz nasıl, Carlos Alberto Parreira’yı getirirseniz nasıl bir futbol oynatacakları üç aşağı-beş yukarı belli.
Bu tercih biraz da takımın mevcut futbolcu stokuyla alakalı bir konu.
Takımın nüvesi bu sene brezilyalılardan oluşuyor idi, Aziz Yıldırım gitti bu takımın başına bir alman çalıştırıcı getirdi; o alman çalıştırıcı da ilk fırsatta dünya yıldızı Roberto Carlos’u gönderdi.
Yönetimin futbol stil tercihi ve mevcut futbolcu stokuyla doğrudan ilintili teknik direktör tercihi erken yapılmalı ve transferler tümüyle yeni teknik direktöre bırakılmalı.
Ve mutlaka ama mutlaka yeni teknik direktörün kontratına ücretiyle Avrupa kupaları başarısı arasında ilişki kuran bir madde konmalı.
En önemli tercih hep teknik direktör tercihi; Zico’nun gönderilmesi büyük yanlış idi, bunu konuştuğum her fenerbahçeli dile getiriyor. Daum’un getirilmesi konusunda söz dahi etmek istemiyorum.
Yaşı ilerledi ama aklım hala 43 doğumlu Parreira’nın Fenerbahçe’ye en azından 5 sene için bir kez daha gelmesinde.
Eser KARAKAŞ