



Sen kalk dünya çapında bir stat yap, Fenerium’u bir marka haline getir, amatör branşlarda büyük başarıların altına imza at ama sıra profesyonel futbol takımına dünya çapında bir teknik direktör bulmaya gelince çuvalla ve eski Daum’u tekrar getir.
Orta karar bir teknik direktörle belki lig şampiyonu olunur ama Avrupa’da başarı kolay olmaz. Eldeki üst düzey insan malzemesi de çok kolay harcanıyor. Roberto Carlos’un röportajını okurken bir Fenerbahçeli olarak gerçekten içim cız etti. Dünyanın üst düzey futbolcularından birini takıma kazandır ama sonra ona çok sıradan biri imiş gibi davran, hatta dışlamak için girişimlerde bulun. İşte bu anlayışla Avrupa başarısı olanaksız.
Carlos’un senenin ortasında gidişi bana Fener’in Avrupa’da çok iddiasının olmadığının işareti gibi görünüyor. Lille maçları bu sürecin ilk sinyalleri olacak. Büyük iddiaları olan bir yönetimin “NE YAPIP, NE EDİP” Roberto’yu göndermemesi gerekir idi.
Gelelim Semih meselesine. Semih ve bugüne kadarki tavrı gerçek bir Fenerbahçeli nasıl olunurun resmi gibidir. Güiza, Kazım gibi yetenek fakirlerinin dahi kadro şansı bulduğu takımda yedek kalmayı sorun etmemiş, oyuna girdiğinde varını yoğunu ortaya koymuş bir oyuncu Semih. Bir Carlos değil muhakkak ama Güiza ya da Kazım’dan daha kötü olduğunu söylemek için ancak Daum olmak gerekiyor. Daum’un Semih’e hoca olarak reva gördüğü muamelenin daha kötüsünün yönetim tarafından reva görülmesi çok daha üzücü.
Eser KARAKAŞ