



Bu ayrılık kararı bir istifa mı, bir gönderme mi çok açık değil ama önemli olan Fatih Terim’in gitmiş olması. Bu karar doğru mu, yanlış mı, bunu zaman gösterecektir.
Benim dikkatimi çeken nokta bu eleme grubunda aldığımız sonuç ne olursa olsun, oynadığımız futbolün 1.5 sene önce Avrupa Şampiyonası yarı finalinde Almanya’ya karşı, üstelik eksik bir kadroyla oynadığımız futbolün yanına bile yaklaşamaması.
Terim, oyuncular üzerinde bir baba figürü oluşturuyor; geçmişte Emre’yi sahada nasıl dövdüğünü hatırlayalım.
Bu tür bir teknik direktörün başarısı için galiba sahada da Terim’e yardımcı olacak bir “abi” gerekiyor; Terim’in Galatasaray ve UEFA başaralarında Hagi’nin rolünü asla unutmayalım. Arda hem Hagi düzeyinde bir yetenek pek değilş, hem de “abi” olacak yaşta değil; sahada takımı gerektiği kadar evirip çeviremiyor.
Neyse, Terim şimdilik gittiğine göre, bundan sonrasına bakmak lazım. Adı gündeme gelen ilk adayın Lucescu olmasına doğrusu çok şaşıyorum. Aynen Fenerbahçe’de akla gelen ilk ismin yine eski Daum olduğu gibi. Milli Takım’da da bir süre sonra yine Fatih Terim isminin gündeme gelmesinin muhtemel olması gibi.
Türkiye’de federasyonun da, Fenerbahçe gibi kulüplerin de büyük mali olanakları var. Neden akıllarına hep eski, tanıdık isimler geliyor, doğrusu anlamıyorum.
Dünyada, Avrupa ve Güney Amerika’da çok başarılı genç isimler var. Neden bunlarla çalışılmıyor, anlamak kolay değil.
Daha tecrübeli isimler isteniyorsa, onlardan da çok sayıda var. Bir sene önce Avrupa Şampiyonası’nda yarı final oynamış, iki dünya kupası öncesi dünya üçüncüsü olmuş bir takımın başına, kesenin ağzına açarsanız, herkesi getirebilirsiniz.
Ama nedense bizde aklımıza hep bildik, tanıdık ve üstelik birinci sınıf teknik direktör de olmayan isimler, Lucescu, Daum gibi isimler geliyor.
Küresel başarı birinci sınıf isimlerle olur, bunu unutmayalım. Dünyada Türkiye’de çalışacak teknik direktör havuzu bizim ufkumuzdan daha geniş.
Eser KARAKAŞ