



Bilica’nın Beşiktaş maçında yaptığı kabul edilebilir bir şey değil, olamaz; gerçek Fenerbahçeliler bu çirkin davranışla en azından dalga geçerek vicdanlarını rahatlattılar ama yönetimden bir söz bile çıkmadı.
Fenerbahçe’ye yönetici olmak kolay olmamalıdır; mesele, doğrudur, para işidir ama sadece de para işi değildir ve olmamalıdır.
Fenerbahçe yöneticisi fair-play kavramını her şeyin önünde tutmalıdır.
Galatasaray’ın eski rahmetli Başkanı Özhan Canaydın’ın vefatı sonrası Türkiye’nin gösterdiği duyarlılık işte bu fair-play anlayışına bir ödül idi; ben şimdiden mevcut Fenerbahçe yöneticilerinin hiç birinin, Allah gerçekten gecinden versin, vefatları sonrası bu manevi hediye ile taltif edilmeyeceklerini görüyorum.
Sayın Başkan Aziz Yıldırım ve arkadaşları bu manevi taltiften yoksun kalmayı ne kadar kafalarına takıyorlar, o da ayrı bir konu.
Federasyonun Bilica hakkında vereceği karar bir yere kadar önemlidir, ben bir Fenerbahçeli olarak pek önemsemem; beni ilgilendiren daha ziyade benim yöneticimin ne yapacağıdır.
Dört hafta sonra, neticeler nasıl tecelli ederse etsin, Bilica mutlaka gönderilmelidir; bu basit jesti yapamayan yönetici zaten Fenerbahçe’ye yönetici olacak çapta değil demektir.
Bilica’nın Fenerbahçe’ye nasıl geldiği de ayrı bir polemik konusu olabilir.
Bilica’nın futbol kariyerine (!) bir bakın; bu kadar takım değiştirmiş başka bir iyi futbolcu görmek kolay değildir, hiçbir takımda dikiş tutturamamıştır.
Fair-play anlayışı, kepazeliği bir yana; futbolcu kumaşı çok iyi olsa muhtemelen yurt dışından gelirken, önce Sivasspor’a gelmezdi diye düşünüyorum.
Fenerbahçe transfer sorumlusunun da dışarıda oynarken gözüne çarpmayan bir oyuncuyu Sivasspor’dan alması da başka bir ilginçliktir; demek transfer görevliler cevher (!!!) gözlerinin önüne gelmeden pek göremiyorlar.
Bilica meselesi gerçek Fenerbahçeliler’in, Fenerbahçe yönetimine duyacakları güvenin ya da güvensizliğin bir işaretini oluşturacaktır. Yönetimin bunu iyi görmesi gerekmektedir.
Eser KARAKAŞ