



Objektif değerlendirme ölçütleri ligdeki durumu, daha, çok daha önemlisi de Avrupa kupalarındaki durumu olabilir.
Bu objektif değerlendirme ölçütlerinde durumumuz hiç de parlak değil.
Avrupa’da ise, Lille’e elenen bir takım olarak durum tam bir felaket.
Ama işin bir de sübjektif değerlendirme ölçütleri var.
Bir futbol takımı, mesela Fenerbahçe, ligde, Avrupa kupalarında kötü bir durumda olabilir ama Fenerbahçe’ye gönül vermiş olanlar kulüpte işlerin hala iyi gittiğini, takımın iyi yönetildiğini, gelinen olumsuz noktanın talihsizlik olduğunu düşünebilirler.
Bu durumdan çıkış kolaydır.
Ama işte size çok somut bir sübjektif olumsuz kriter sunuyorum. Bir takımın yöneticileri arka arkaya gelen mağlubiyetlerden sonra, hele mağlup olunan takımların piyasa değeri senin bir futbolcun ancak ediyorsa, hep kabahati hakemlerde aramaya başlamış iseler, işte geri dönüşsüz noktanın en azından başındasınız demektir.
Bursaspor karşısında 2-0’dan 3-2 yenilgiye gel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seni takır takır yensin, sen de kalk yöneticiler düzeyinde kabahati hakemlerde ara, herkes sana bir tarafıyla güler doğrusu.
Mağlubiyet sonrası hakemleri eleştirmek aczin işaretidir.
Büyük takımların yöneticileri asla va asla böyle yapmamak zorundadırlar.
Bırakın hakemleri Daum eleştirsin; Daum’un düzeyine çok daha yakışan bir tavır olur. Sizler de, yöneticiler olarak hemen yeni bir teknik direktör arayışına başlayın.
Yeni teknik direktörün de sözleşmesine Avrupa başaraları ile geliri arasında ilişki kuran bir maddeyi mutlaka koydurun.
Kendine güvenen, “beklentim yüzde 49” demeyen, yani Fenerbahçe’yi aşağılamayan bir teknik direktör bulun.
Daum kaldıkça daha çok hakemlerle uğraşırsınız siz.
Eser KARAKAŞ