



Fenerbahçe çok büyük bir kulüp. Ama nedense bu büyük kulübün yönetimi çok büyük hatalar yapıyor, çok acıklı ufuksuzluklar sergiliyor. Bu sütunda yazdığım Fener yazılarında takıma teknik direktör olarak Daum’un düşünüldüğünü duyduğumuz günden beri bu kararın çok isabetsiz, yanlış bir karar olduğunu ısrarla yazdım.
Daum kadar ufuksuz bir teknik direktörü takımın başına getirenlerin de bu ufuksuzluğu paylaştığına hiç kuşku yok.
Sayın Aziz Yıldırım’ın ağzından da bu sene Avrupa’ya yönelik bir somut hedef duymadık, Daum da yüzde 51 Süper Lig, yüzde 49 Avrupa diyerek zaten takımın bu seneki kaderini beraberce belirlediler. Hedefin Süper Lig olursa ikincilik bile başarıdır; hedefin Avrupa kupası olsa idi, Süper Lig çantada keklik olur idi.
Daum büyük bir hata idi, şimdi de ortada Lucescu lafı dolaşıyor; Lucescu, gelirse, çok net yazıyorum, Daum’lu günleri de çok ararız.Yönetimin ufkunun bu kadar sınırlı olmasını anlamak doğrusu çok zor; Daum ya da Lucescu yerine takımı Oğuz ya da Aykut çalıştırsa çok daha başarılı olabilirler ama takımın başına yaşı çok ileri olmayan bir uluslararası teknik direktörü 10 sene için getirmek ve hedef olarak da arka arkaya 3 şampiyonluk değil MUTLAKA bir Avrupa kupası koymak gerek.
Fener’in tarihsel onuruna aykırı işler yapan Bilica gibi birini son iki maçta kesmeyen bir yönetimden, teknik direktörden zaten ne beklenebilir, bilemiyorum; Fenerbahçe 10 gol yemeyi kabul edip o adama formayı bir kez daha teslim etmemeli idi.
Sayın Aziz Yıldırım’ın basın toplantısını da şaşkınlıkla ve bir Fener olarak biraz utanarak izledim; sen Lille’e elen, Trabzon’a kupayı kaptır, son maçta yeneme ve sonra Melih Gökçek’e, Rüştü’ye, hakemlere, TFF’ye yüklen, insana gülerler doğrusu.
Hele hele Rüştü gibi Fenerbahçe’ye büyük emekleri geçen birine yapılan saldırı gerçekten çok ayıptır; bir başkan bu kadar kadirşinaslıktan uzak olursa o takımdan zaten hayır gelmez. Aziz Yıldırım’ın “top üç direk arasından bir kez daha geçse idi, bugün herşey daha farklı olurdu” lafına da doğrusu çok güldüm; önemli olan, bu kadroyla, topun bir kez daha üç direk arasından geçmesine bel bağlamak değil, şampiyonluğu haftalar önce ilan etmek idi.
Ufuksuzluk en büyük problemimiz; Daum’un getirilmesi, Lucescu’nun adının geçmesi, Roberto Carlos’un gönderilmesi ve bir Trabzonspor’un seni hem Kupa’dan, hem de Lig’den etmesi en önemli kanıtlar.
Eser KARAKAŞ