



Geçen hafta futbol yazımı böyle bitirmiş idim; amacım bu konuyu işlemekti ama Fenerbahçe maçının cuma gecesine geldiğini atlamışım.
İyi takım demek ortalamanın üzerinde futbolcuları olan takım demek. Fenerbahçe’nin sahaya çıkan ilk 11’ine bakıyorum, Alex’siz, Gökhan’sız, Özer’siz bir takım kötü bir takım değil ama, söylemeye dilim varmıyor, sıradan bir takım. Güiza’nın ilk yarıda kaçırdığı golü seyrediyorum, düşünüyorum ve bu kalite standardında bir oyuncunun neden Fenerbahçe’de olduğunu anlamakta zorlanıyorum.
Vederson çok çalışkan, çok iyi niyetli bir futbolcu ama Yeşildirek’de oynasa sırıtmayacak, kimsenin bu takımda bu adam ne arıyor demeyeceği bir futbolcu. Özer-Vederson değişikliğinin neden bu kadar geciktiğini de anlamakta zorlanıyoruz.
Lugano’nun, Emre’nin gördüğü kartların lüzumsuzluğu ortada fazla değişen bir şeyin olmadığını gösteriyor.
Maçın 77. dakikasında duran toptan gol geliyor ve kendi sahamızda oynadığımız maçta 77. dakikada gelen golle Aziz Başkan havalara sıçrıyor ve ben de en çok bu manzaraya üzülüyorum.
Ve arkasından Denizli’nin güzel golü geliyor.
Özer ve Güiza’nın golleri ile maç kazanılıyor ama sonuç önemli değil; Batı cephesinde değişen pek bir şey yok.
Allah’tan Fenerbahçe son dakikaya kadar direniyor da facialar önleniyor.
Eser KARAKAŞ