Eğitim kelimesi nereden gelir?

Eğitim kelimesi nereden gelir? Eser KARAKAŞ ekarakas@stargazete.com
Eğitim kelimesi nereden gelir?
12 Şubat 2012 Pazar
Türkiye’nin gündeminde şimdi MİT var, TBMM İç Tüzük değişikliği var, vs., yani kimsenin eğitim meseleleri pek umurunda değil ama bendeniz ısrarla, bıkmadan Pazar günleri eğitim yazılarımı sürdürüyorum.

Bunun nedeni de, geleneksel kemalist öğreti doğrultusunda, her işin başının eğitim olduğunu, filan düşünmem, tahmin edersiniz, hiç değil.

Eğitim yazılarımı okuyanlar eğitim-öğretim süreçlerinden temel beklentimin pozitif edimler (eğitmek, insanı eğmek-bükmek, insanın düşüncesini şekillendirmek) olmadığını, tam tersine, negatif edimler yani insan beynini özgürleştirmek olduğunu bilirler diye düşünüyorum.

İnsan beynini özgürleştirmek de bir pozitif edim midir, bu da ayrı bir tartışma konusu.

21. yüzyıl ve bu çağın ekonomisi eğitim süreçleriyle ilgili her şeyi yeniden düşünmeyi gerektirecek; en başta da, muhtemelen en büyük zorunluluk olarak, eğitim kelimesini.

Biraz fazla abarttığım ama çok faydalı olduğunu düşündüğüm bir huyum, kitap okur gibi sözlük karıştırmam; elimde şu anda Andreas Tietze’nin “Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı” var. Tietze’nin erken ölümü lugatın sadece A-E bölümüne sahip olmamıza neden oluyor.

Eğitim uydurma bir kelime; otuzlu senelerin başlarında bir yerlerden alınıp, türetilmiş bir kelime.

Önemli olan nereden alındığı; bir iddia, beslemek, yetiştirmek anlamına gelen igidmek fiilinden geldiği, bu en olumlu yorum.

Bir başka iddia, bu biraz daha kötü, kelimenin kökeninin Divan-ı Lugat-ı Türk’deki 900 senelik bir kelimeden, iğitmek kökeninden geldiği; iğitmek, eğitmek diye günümüz türkçesine adapte edilmiş galiba, hayvan ya da köle beslemek anlamına bir kelime, “hadım edilmiş köle” anlamına kullanılan “iğdiş” in de aynı kelimeden geldiği düşünülüyor.

Kelimelerin köken anlamlarını yansıttığı varsayımıyla, eğitim kelimesi tercihi bugün içinde yaşadığımız “eğitim” sorunlarını çok iyi yansıtıyor, neden bu “eğitim” ile 21. Yüzyılı ıskalayabileceğimizi de ortaya koyuyor.

Dönelim yine Andreas Tietze’nin muhteşem etimolojik lugatına.

Eğitim kelimesinin kökeninde mecazi anlamı ikna etme, yola getirme olan eğ kökü var; bizim eğitim sistemimizin de ikna etme, yola getirmeden başka işlevi çok ciddiye almadığı da malum.

Aynı etimolojik lugatte, eğirtmeç diye de bir kelime var; anlamı eğirtmekte kullanılan alet imiş, muhtemelen eğitmen kelimesini de bizimkiler buradan almışlardır, ne kadar güzel değil mi?

Yine aynı sahifede “eğil” kökeninden gelen “eğilt” kökü var; anlamı da birini fikrinden vazgeçirmeye çalıştırmak.

“Eğ” kökünden gelen kelimelerin orijinal anlamlarının bizim bugün kullandığımız eğitim kelimesinin çağrıştırdıkları ile arasındaki yakınlık doğrusu çok anlamlı.

Tarihi analizlere girmek istemem, 30’larda yapılan doğru mudur bu tartışmaya hiç niyetim yok, ama bugün bu anlayışın, ki özü sürmektedir, 21. Yüzyılın ihtiyaç duyacağı insan profili ile uyuşmayacağını görmemek mümkün değil.

Öyleyse ne yapalım?

İsterseniz önce içerikten başlayalım, eğmek, bükmek esaslı bir “eğitim(?)” anlayışından vazgeçelim, sonra da başta Bakanlığın adı olmak üzere bu eğitim kelimesi merakını bir kenara bırakalım.

Çocuklardan sadece türkçe (anadil), ingilizce ve matematik başarısı bekleyelim, bir üst aşamaya geçmeyi bu üç dalla sınırlayalım, diğer dersleri (?) ise sadece konferanslar düzeyine indirgeyelim.

Bir genç iyi türkçe (anadil), iyi ingilizce ve iyi matematik biliyorsa, hiç merak etmeyin, tarih de, felsefe de, fizik de öğrenecektir.

İlköğretimde, liselerde berbat kitaplar ve ehil olmayan hocalar marifetiyle çocukları tarihten, felsefeden, fizikten soğutmayalım yeter.

Son söz: Devlet gölge etmesin, başka ihsan istemiyoruz; negatif edimden kastım da devletin gölge etmemesi.

Facebook Twitter



Eğitim kelimesi nereden gelir?, Star Gazetesi Eser KARAKAŞ

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER