Elano’nun hem gönlü, hem kafası, 2010 Dünya Kupası’nda. “Sakatlandım” deyip bir hafta oynamıyor, ama uçağa binip Brezilya Milli Takımı’na katılmaya gidiyor. Buna da Rijkaard ödül veriyor.
Galatasaray’ın savunması gerçekten içler acısı. Servet ile Lucas Neill arasında hemen hemen hiç uyum yok. Zaten ikisi de ağır olduğu için, hızlı adamlar vızır vızır geçiyor yanlarından.
Sağ ve sol kanatta da iki devşirme savunma oyuncusu, Sabri ile Caner var. Defans yapmayı bilmedikleri için Galatasaray sık sık onların yüzünden pozisyon veriyor.
Eskişehir’in ilk golünde, Koray eliyle topu düzeltti. Ama hakem görmezden geldi. Ancak gol öncesi savunmanın yaptığı acemice hatalar gerçekten görülmeye değerdi.
Galatasaray santrfor eksikliği çekmeye devam ediyor. Hani Baros iyileşmişti, oynamaya başlayacaktı?
Dün Elano ve Arda çok kötüydü. Rijkaard, Elano’nun yerine iş yapacak adam olan Keita’yı çıkararak, hatalar zincirine yenisini ekledi. Hiçbir şey yapmayan Arda’nın da aklı neredeydi, kimbilir?
Beni en çok etkileyen Eskişehirspor seyircisi oldu. Bandosuyla, takımlarına gönülden verdikleri destekle bir de rakip takıma hiçbir şekilde sövmeyerek, futbolun nasıl izleneceğini herkese gösterdiler. Geçen hafta sonundaki Diyarbakırspor-Bursaspor faciasından sonra Eskişehir seyircisini izlemek, sanırım herkesin yüreğine su serpmiştir.
Galatasaray, Eskişehir’de puan kaybederek çok önemli bir avantajı da yeşil çimlere gömdü. Rijkaard’ın bundan böyle takımla bu kadar oynamayı bırakıp, sahaya birbirini tanıyan, birbirine alışmış futbolcuları çıkarması gerek.
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
YARSAV fişledi biz de aldık
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
Ben hepinizin annesiyim
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ülkücü paradigmanın iflası
Bedri ile Fazıl