Biz nedense çok çabuk insanları yargılıyor ve kararımızı veriyoruz. Rijkaard, “4 aydır çalışmadı, biraz antrenman yapsın, bir-iki maça çıksın. O zaman görürsünüz Dos Santos’u” demişti. Ve gerçekten dün akşam gördük Dos Santos’u. Olağanüstü çabuk, birebirde çok rahat adam geçen, sahada basmadık yer bırakmayan, araya çok iyi top atan, hiç de bencil olmayan, dört dörtlük bir futbolcu.
Jo da, çok iyi bir kumaşı olduğunu, yanında Baros veya Kewell gibi biri olursa, büyük işler başarabileceğini gösterdi. Penaltıdan Galatasaray’ın gollerini üçlerken, süratini ve kıvraklığını sergiledi. Koray’ın Jo’yu durdurmak için yapabileceği tek şey vardı, o da onu yaptı.
Savunmada Servet toparlanmış, kendine gelmişti. Hem zamanlaması çok iyiydi, hem de araya atılan topları Lucas Neill ile birlikte kesip oyuna soktu.
Gecenin bir başka yıldızı ise Abdel Kader Keita tabi... 2 gol attı. Özellikle attığı ilk gol, gerçekten bu yıl gördüğüm en güzel gollerden biriydi.
Caner savunmanın solunda oynarken pek başarılı değil. Hücumda sol kanatta oynadığı zaman çok daha iyi oynuyor.
Sakın “Kasımpaşa’ya 4 gol atmak kolay” diyen çıkmasın. Çünkü Lacivert-Beyazlılar, gerçekten çok iyi top oynuyor.
Yılmaz Vural, hem savunmada hem orta sahada topa basan, 90 dakika durdurak bilmeyen bir takım yaratmış. Ama dün öğleden sonra Fenerbahçe’nin yenilgisinden sonra Galatasaray çok hırslı çıkmıştı maça.
Hem Türkiye Kupası, hem de Avrupa Ligi bitince, geriye sadece lig şampiyonluğu kaldı. Ve Galatasaray, son haftaya kadar şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu dün akşam kanıtladı.
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
YARSAV fişledi biz de aldık
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
Ben hepinizin annesiyim
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ülkücü paradigmanın iflası
Bedri ile Fazıl