Cuma günü Beşiktaş, cumartesi de Sivas ile Trabzon kazanınca Galatasaray-Fenerbahçe maçının önemi daha da artmıştı.. İki takımın da şampiyonluk yarışında ‘Ben de varım’ demesi için kazanması gerekiyordu.. Bütün Beşiktaşlılar ve Sivaslılar ise puan farkının kendi lehlerine açılması için derbinin berabere bitmesi için dua ediyordu..
Alex’in yokluğunda Fenerbahçe, ilk yarıda karşı kaleye gitmekte zorlandı. Forvette Güiza-Semih ikilisi birbirinden kopuktu. Tribünlerin topu her ayağına alışında ‘Yuhaladığı’ Emre sanki puan savaşını değil, ‘Psikolojik savaşı’ kazanmaya çalışıyor gibiydi. Lincoln’ün yedek kulübesinde oturduğu Cim-Bom ise Kewell ile gollük pozisyonlar yakaladı. Ama ‘kangru’ çevikliğindeki Avustralyalı, ‘panter’ kesilen Volkan’ı aşamadı.. Baros etkisizdi, Ümit Karan sadece koştu durdu!. Arda ise G.Saray tribünlerinin beklentilerine cevap verecek klas hareketleri yapamadı. Gökhan Gönül’ün sakatlanıp çıkması Fener’in tadını kaçırdı. Ama Aragones ‘Kırmızı kart görmek için’ can atan Selçuk’u oyundan alıp tecrübesine yakışan bir hareket yaptı.
İkinci yarı Aragones’in talebeleri adeta kimlik değiştirdi. İlk yarının tersine daha saldırgan bir futbol sergiledi. Belki de bunda Başkan Aziz Yıldırım’ın 4 yıl sonra Ali Sami Yen Stadı’na gelmesinin büyük etkisi vardı. Fener’in gol pozisyonlarını sıklaştırdığını gören Bülent hoca da soyadına yakışır bir harekette bulunarak ‘Cim-Bom Korkmaz’ deyip sahada gezen kaptan Ümit’i güverteye aldı, taraftarın sahada görmek istediği ‘kaçak’ Lincoln’ü sahaya sürüp, rakibine ‘Şah’ çekti.
Son 20 dakikada top bir o kalede, bir bu kaledeydi. ‘Maç bitiyor’ derken yeşil sahalar ‘Boks ringine’ döndü. ‘Kart göstermemeye’ yemin eden hakem Fırat Aydınus’un tekmelere ve itirazlara verdiği tavizler derbinin rengini ‘Kırmızıya’ çevirdi.. Birbirlerine yumruk vuran Semih ve Arda sanki Milli Takım’dan arkadaş değil, adeta birbirine ‘düşmandı’. Emre Aşık ile Lugano da öyle..
Maçı kim mi kazandı, lider Sivasspor ile takipçisi Beşiktaş.