



Bursa’da oynanan ilk yarı maçında, tahrik edici bazı tezahüratların yapılmış olması; ikinci maçtaki çirkinliklere hoşgörü kazandıramaz, anlayışla karşılanamaz. Hukukta kısasa kısas hakkı yoktur.
Tahrik, belki cezayı hafifletici sebeptir ama; suçu ortadan kaldırmaz, suçu aklamaz. Ayrıca, olaydan aylar geçtikten sonra “Tahrik karşısında suç işlemenin” ceza indirimi de olmaz.
Diyarbakırspor, yapılanların cezasını ödemelidir. Ödeyecektir.
***
Kimileri, Ali Sami Yen’deki o meşhur F.Bahçe maçı olaylarını hatırlatıp; “Orada da maçı iptal etmenin tüm şartları oluşmuştu. Neden benzer karar alınmadı” diyor. Şikayet doğrudur. Ancak geçmişte alınmamış kararlara bakıp, bugün için emsal uygulaması beklemek abestir. Olayı sulandırmaktır.
Bir sürü faili meçhul cinayet var diye; yakalanan başka cinayetlerin katillerini de serbest bırakmak hakkı doğar gibi bir durum ortaya çıkar. Hukuk ciddi iştir. Durumu komediye dönüştürüp eğlence unsuru haline getiremezsiniz.
***
Geçmişte, verilmesi gereken ama bir türlü verilememiş onlarca karar vardır. Bunları gerekçe göstererek; statları yangın yerine çevirenlere karşı hoşgörü olanağı sağlamak, bataklığı kurutmaz. Aksine derinleştirir.
Lugano, F.Bahçe için ne anlam taşıyor?
Lugano’nun sakatlık sonrasında, onsuz F.Bahçe’nin hiç maç kazanamamış olması... Ve takımın her maçta gol yemesi... Sakatlık sonrasında takıma ilk girdiğinde; F.Bahçe’nin üstelik gol yemeden galip gelmesi, Lugano’nun varlığına bağlandı.
F.Bahçe gibi bir takımın; sadece bir oyuncusunun yokluğuyla, bu denli derin med-cezir yaşadığını elbette düşünmüyorum. Bu işte, rastlantının payına daha fazla inanan (Ya da inanmak isteyen) biriyim. Fakat onu beğeniyorum. Lugano’nun; neredeyse her maçta kırmızı kartı davet eden agresifliği, terbiyesizliğinden kaynaklanmıyor. Aşırı hırs, yüksek motivasyon ve işini fazlasıyla ciddiye almanın getirdiği travmalar yaşıyor. Gözünü budaktan sakınmayan cesur tavırlarına hayranım.
Entegre Fıkra Üretim Merkezi: Eyüp Karadayı
Eyüp Karadayı, son F.Bahçe-Antalya maçını konuk yazar olarak bize yazdı. Sevdiğim bir dostumu, sayfalarımızda görmek beni mutlu etti... Bulunduğu ortamlarda yalnız fıkra anlatmasıyla değil; sevimli kişiliği, kendini kabul ettiren ağırlığı ve “Olmazsa olmaz” havasıyla, gıpta edilecek biri... Yalaka, yalama ve yılışık olmadan; çevresine neşe dağıtmasını bilen nadir insanlardandır.
Biliyorsunuz, daha önce birkaç fıkra kitabı çıkarmıştı. Herkesi kırdı geçirdi. Şimdi bir yenisinin son aşamasında...
Merakla bekliyoruz.
Ali Sami ALKIŞ