



Beşiktaş; “Çevre şartlarına bir göz atayım, rakibimi süzeyim, hakemin durumunu da bir anlayayım ve öyle oynayayım” demedi. Düdükle beraber “Ya Allah, Bismillah” dedi.
Bu yüzden de maç 0-0 değil, 1-0 başladı.
Golün arkasından ense dakikakaları da gelmedi.
Siyah-Beyazılılar, daha çok yüklendi. Hırs, istek, tempo, pozisyon ve gol; ne ararsan vardı. Kayserispor, feleğini şaşırdı.
Kalecisi ilk yarıdaki hemen her pozisyonda hata yapıyor; geleni yiyor... Makukula iki Beşiktaşlı tarafından makasa alınmış, nefes bile aldırılmıyordu. Çaresiz kalan Tolunay Kafkas, daha ilk yarı içinde değişiklik yaptı ama; dökülecek su bardakta durmuyor.
Beşiktaş topyekün birbiriyle bağlantılydı. Kimse kimseyle kopuk değildi. Her şey makina nizamıyla gidiyordu. Fenerbahçe ve Galatasaray, Avrupalı rakiplerine karşı böyle oynasalardı; hiç olmazsa ikisinden biri mutlaka sıyrılırdı.
H H H
Ancak Kayserispor; ikinci yarıyla birlikte kafa tutmaya başladı. Tehlikeli de olunca, Beşiktaş’ın o eski eseri kayboldu. Durumu kurtarma derdine düştü. Bu nedenle; 2-0’ı zenginleştirmeyi değil, korumayı hedefe aldı. Ama gol yemekten kurtulamadı.
Günün en ilginç sahnesi, Beşiktaş’ın ilk golünde yaşandı...
Tello, sevinçle Teknik Direktör Mustafa Denizli’nin üstüne koşuyormuş gibi göründü. Tam kucaklaşma anında, Denizli’yi bırakıp kulübedeki arkadaşlarıyla sevincini paylaştı.
Reklam filmlerinde sıkça rastladığımız o komik kurgu, Mustafa hocayı şaşırtıp üzdü gibi...
İnşallah, bilinçle yapılmamıştır.
Ali Sami ALKIŞ