Denizlispor yıllar önce Beşiktaş’ı, birkaç yıl önce de Fenerbahçe’yi şampiyonluktan etmişti.
Herkes, çekirge üçüncü defa sıçrayacak mı diye merak edip duruyordu. Ama Holosko, çekirgenin bacağını daha 28. dakikada koparınca, o ihtimal çöpe atıldı.
Ev sahibi takım, pozisyonda ofsayt kuşkusuna düştü ama; gol tertemizdi. Hakeme ellerini kaldırıp oyunda duracaklarına, pozisyonu takip etselerdi, Holosko kaleci ile kale direği arasındaki dar boşluğu bu kadar rahat değerlendiremezdi. Savunma amatör olunca, golcünün profesyonel olması kaçınılmaz.
İstanbul’dan da Galatasaray’ın önde olduğu haberi gelince, şampiyonun kim olacağı konusunda tereddüt kalmadı. Toraman da mühürü bastı.
* * *
Beşiktaş şampiyonluğa kolay ulaşmadı. Kupayı lotaryayla, çekilişle, piyangoyla almadı. Alın teri ile kazandı.
Daha 6’ncı sıradayken bile umudunu kaybetmedi. Mustafa Hoca’nın ‘26. haftayı bekleyin’ kehaneti ile lige tutundu. Zor dönemeçlerden geçti, uçurumun kenarlarındaki dar patikaları aştı... Düşünün ki bu camia, bir ara başkanına bile ‘Yeter artık’ deme noktasına gelmişti... Mustafa Denizli’ye alternatif arar oldular.
Yani Beşiktaş; hem rakipleriyle hem kendi içinde mücadele verdi. Denizli’nin devlet adamı gibi ağırbaşlı spor adamlığı, yönünü değiştirse de hedefini değiştirmeyen azmi, Ernst-Yusuf-Tello üçlüsünün olağanüstü katkıları, taraftarın şampiyonluğa herkesten fazla inanması, mutlu sonu getirdi.
Denizli’nin, 3 Büyükler’den 3’ünü birden şampiyon yapma başarısı... Beşiktaş’ta da bunu yakalayan ilk teknik direktör olması, mutlu sonu daha değerli kılan gerçeklerdi.
Çifte kupalı sezon Beşiktaş’a kutlu olsun.
Umarım Beşiktaş bu sezon elde ettiği başarıyı gelecek yıl da devam ettirir ve Avrupa’da da kendisinden beklenen başarıları, mutlulukları, Türk halkına yaşatır...