



Ama şimdi değil.
***
Başkan, yanlışı ve doğrusu ile kabul gördüğüne göre; hoşunuza gitse de gitmese de bu gerçekle yüzleşmeniz gerekir. Muhalefet de, onların adına seçimi kaybeden ekip de, hatta tribünde Demirören’e küfür edenler de; sandıktan çıkan sonuçlara boyun eğmek zorundadır. Dahası saygı göstermek zorundadır.
Seçimi önemli bir oy farkıyla kazanmış olmak; başkanın geçmişteki hatalarında haklı olduğunu elbette göstermez. Ama o hataları, gene Beşiktaş’ın en büyük sorunuymuş gibi ayakta tutmak, kulübe ciddi anlamda zarar verir. Bu yüzden; başkanın varlığından rahatsızlık duyanlar arasında olsanız bile, yeni süreçte yeni hoşgörü sayfaları açmak zorundasınız. İyi Beşiktaşlılık bunu gerektirir.
***
Geçmişte, Süleyman Seba ve Serdar Bilgili’nin tribün protestosundan hemen sonra başkanlığı bırakmış olmasını; onurlu bir hareket olarak görmüştüm. Bu yüzden, tribünlerden yediği onca küfüre rağmen; Demirören’in görevde kalma hırsını ben de yadırgamıştım. Hatta kızmıştım.
Ama soğukkanlılıkla düşündüğümde; küfürbazlara teslim olmanın mı, yoksa onlara karşı direnmenin mi daha doğru olup olmayacağını sorguladım. Sonra keşfettim ki; ortalıktan tüymek, yapılabilecek en kötü şey... Başkanı onursuz değil, Cesuryürek olarak görmeye başladım. Küfürle başkan gönderenlerin yolunu tıkamak, onlara karşı direnmek, başarılı olmalarını engellemek; Beşiktaş’i yapılabilecek en büyük hizmetlerden biridir.
Yıldırım Demirören boynunu bükmeden bunu başardı.
Ali Sami ALKIŞ