



Gökhan Gönül, topu alıp giden rakibini arkadan itiyor, hem de düşerken tekme atıyordu... Gökhan, “Bir şey yapmadım” diyor, hakem başını sallayarak onay veriyordu.
Başka bir pozisyonda Vederson taban daldı, hakemden yine ses yok. Ama üç dakika sonra aynısı ona yapıldı, bu sefer faulü verdi.
Emre, aut çizgisi yakınında üst üste üçüncü faulü yaptığında, rakip sinirlenip üstüne yürüyünce hakem düdüğünü ancak çalıyordu.
Santos’un rakibini çileden çıkaran faulüne rağmen; hakem “Avantaj verdim” gerekçesiyle ses çıkarmıyor. Geriye dön, sarıyı göster; hayır!
En feciisi, devre biterken oldu. Orhan’ın ağzı, burnu Santos’un dirseğiyle kan çanağına döndü. Ama sarıyı gören kendisi oldu. Gençlerbirliği Teknik Direktörü Thomas Doll, haklı olarak çılgına döndü.
Evet, Gençlerbirliği de sert oynuyordu ama; yaptığında cezasını görüyordu. Fenerbahçe’ye ise, hakem hep hoşgörüyle baktı.
İşte bu kabul edilemez.
Ligin sonu yaklaştıkça, böyle şeylere alışmak zorunda mı kalacağız!
Bu korumacılık niye?
Oyunun ilk yarısında Fenerbahçe hiçbir şey oynamadı. Bilica’nın girdiği pozisyon, savunma hatasıydı. Kendilerinin ürettiği tek pozisyon, oyunun başındaki Deivid’in şutuydu. Koca devre boşu boşuna geçti.
Hakem, “Bu Fenerbahçe’nin korunmaya değer hiçbir yanı yok” deyip, ikinci yarı oyunu normal akışında yönetti. Gençlerbirliği bu devreye üst üste ataklarla başladı, önemli fırsatlar buldu. Ama yararlanamadı. Fenerbahçe’nin de direkten dönen bir şutu oldu. Maçın berabere olması adil bir sonuç. Kimse galibiyeti haketmedi.
Ali Sami ALKIŞ